Etiketler

, , , , , , , , , , ,

Daha önce hazırlamış olduğum detaylı “en iyi filmler” listeleri hep yabancı filmlerden oluşuyordu. Yerli filmlerden oluşan bir liste yapmanın zamanı gelmişti. Ne yazık ki yerli film konusunda fazlasıyla seçiciyim ve alternatif filmlere eğilimliyim. O yüzden inceleyeceğiniz bu liste, denk geleceğiniz birçok “en iyi türk filmleri” listesinden baya farklı olacaktır. Nedenleri;

– Komedi filmlerini pek sevmiyorum (Kemal Sunal, Şener Şen ve klasik Hababam Sınıfı kategorisi filmler o yüzden bu listeye girmedi)

– Bağımsız sinemayı seviyorum ve destekliyorum ama bu konuda seçiciyim. Onur Ünlü’yü çok severken Zeki Demirkubuz ve Semih Kaplanoğlu gibi yönetmenler bana hiç mi hiç hitap etmiyor. Nuri Bilge Ceylan ve Reha Erdem ile ise çok sınırlı filmlerde buluşabiliyoruz:)

– 2000 öncesi filmler (eski filmler) genellikle bana hitap etmiyor, eski yeşilçam sineması da.

– Şahan’dan (Recep İvedik’ten) ve türevi sinemacılıktan nefret ediyorum.

– Kaliteli Türk filmleri senaryo yazımındaki kalite seviyesinin düşüklüğü dolayısıyla pek sık çekilemiyor. Bu yüzden liste, 21 filmlik kısır bir liste oldu uzun araştırmalarıma rağmen.

– Listede favori yönetmenlerim dikkat çekiyor: Onur Ünlü 3 filmiyle, Çağan Irmak 3 filmiyle, Yılmaz Erdoğan 2 filmiyle, Cem Yılmaz 2 filmiyle, Ezel Akay 2 filmiyle listemde.

Umarım seyretmediğiniz filmlere de rast gelirsiniz, ve keyifli zamanlar geçirirsiniz…

İyi seyirler dilerim :))

1. SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ (ONUR ÜNLÜ)

220px-Sen_Aydınlatırsın_Geceyi

 

 

Sen Aydınlatırsın Geceyi, Onur Ünlü’nün senaryosunu yazdığı ve yönettiği 2013’de vizyona giren sinema filmidir. Manisa ilinin Akhisar ilçesinde çekilmiştir. Oyuncuların büyük bir kısmı Leyla ile Mecnun ya da Şubat dizisinde oynamaktadırlar. Bu iki dizinin de genel yönetmeni Onur Ünlü ‘dür.

Karakterlerin tamamının süper kahraman olduğu bir çeşit aşk hikayesi. Duvarların içinden geçebilen bir yan hakem; nesneleri oynatabilen bir kadın; zamanı durduran bir kız; bir dev; bir görünmez öğretmen ve benzeri karakterlerin bulunduğu filmin başrollerini Ali Atay, Demet Evgar ve Ahmet Mümtaz Taylan paylaşıyor.

Göğünde iki güneş, üç tane dolunayı olan bu kasabada duvarların arkasını görebilen Cemal’in hayattan bir beklentisi kalmamış, üstüne çöken sıkıntıyla baş etmeye çalışırken nesneleri parmağıyla oynatabilen Yasemin’de kendine bir çıkış yolu arar. Fakat zamanı durdurabilen Defne bir süre sonra işlerin karışmasına sebep olacak, Yasemin’in ölümsüz patronu ise Cemal’in endişelerini gidermeye çalışan görünmez ilkokul öğretmeninin tavsiyelerini boşa çıkartacak şeyler yapacaktır.

“Sen Aydınlatırsın Geceyi” bir takım olağanüstü özellikleri olan kasabalıların olağan sıkıntıları, endişeleri ve dertlerini anlatır.

Aldığı Ödüller

32. İstanbul Film Festivali
  • Altın Lale En İyi Film
  • En İyi Senaryo – Onur Ünlü
  • En İyi Kurgu – Emre Boyraz
  • FIPRESCI Ödülü
46. SİYAD Türk Sineması Ödülleri
  • En İyi Senaryo – Onur Ünlü
44th IFFI 2013 Awards
  • Juri Özel Ödülü

2. CELAL TAN VE AİLESİNİN AŞIRI ACIKLI HİKAYESİ (ONUR ÜNLÜ)

220px-Celal_tan_ve_ailesinin_asiri_acikli_hikayesi

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi, Onur Ünlü’nün senaryosunu yazdığı ve yönettiği 2011 yapımı kara komedi türü sinema filmidir.

Celal Tan, bir taşra şehrinde ailesiyle birlikte yaşayan saygın bir anayasa profesörüdür. İlk eşinin ölümünden yıllar sonra, bir şekilde hayatını kurtardığı ve kendisinden çok genç olan bir üniversite öğrencisi kızla evlenir. Sonra kötü şeyler olmaya başlar.

Yönetmen’in film hakkındaki görüşü

İnsan anne babasını seçemez. Fakat bir “aile”nin bireyidir. Bu yalancı bireylik durumu, insanın aslında basitçe bütün hayatında çeşitli şekillerde karşılaşacağı statükoyla girdiği öldürücü işbirliğinin de başlangıcıdır. Statüko, risk almak istemeyen ve konforlarını devam ettirmek adına her türlü yalanı üretebilecek bireyler yaratır. Celal Tan ve Alesinin Aşırı Acıklı Hikayesi adlı film; bu zorunlu olarak bir arada durmaktan kaynaklanan konforunun insanları ne hale getirdiği, insanı nasıl başka bir “şey”e dönüştürdüğü, zorla bir arada bulunmanın bir yerden sonra ne kadar sıkıcı ve ezici bir hâl aldığı fikri etrafında gezinir. Ve bunu yaparken bütün kurum ve durumlarla ince ince dalgasını geçer. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıkılı Hikayesi insana güvenmez. Çünkü Shakespeare’in de dediği gibi bilir ki; “İnsan, insandır.”
Selçuk Yöntem Celal Tan
Bülent Emin Yarar Ergün
Ezgi Mola Jülide
Türkü Turan Özge
Alpay Şayhan Ege
Tansu Biçer Kamuran Tan

3. İTİRAZIM VAR (ONUR ÜNLÜ)

İtirazım Var

Selman Bulut, bir zamanlar antropolojiyle ilgilenmiş eski bir boksör, şimdilerdeyse bir camide görev yapan sıradışı bir imamdır. Bir gün camide namaz kıldırdığı sırada caminin içi silah sesleriyle yankılanır. İçeride bulunan kişilerden biri yere yığılır ve hayatını kaybeder. Olay yerine gelen polis ilk delilleri toplar ve araştırma süreci başlar. Selman Bulut bu olay sonrasında harekete geçer ve şüphelendiği kimi kişi ve durumların üzerinden davayı çözmeye karar verir. Her ipucu işleri beklemediği bir noktaya götürür ve olaylar gittikçe daha gizemli bir hal almaya başlar…

‘İtirazım Var’, beyazperdede en son ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmiyle kamera arkasına geçen, televizyondaysa Ben de Özledim dizisiyle izleyiciyle buluşan Onur Ünlü’nün son sinema filmi. Başrolünde Serkan Keskin’in yer aldığı polisiye türündeki filmin senaryosu ve yönetmenliği Onur Ünlü’ye ait. Diğer rollerde ise Hazal Kaya, Büşra Pekin, Öner Erkan ve Osman Sonant gibi isimler bulunuyor.

4. HOKKABAZ (CEM YILMAZ)

220px-Hokkabaz_afis

Hokkabaz, Cem Yılmaz’ın senaryosunu yazdığı bir filmdir. Filmin yönetmenliğini Cem Yılmaz ve Ali Taner Baltacı yapmıştır. Filmde, bir hokkabaz (İskender) ve yardımcısının(Maradona) turne sırasında yaşadıkları maceralar anlatılmaktadır.

Çocukluğundan beri sihirli şeylere ilgili duymuş olan İskender, ısrarla kendisinin bir sihirbaz olduğunu iddia etse de, yakın arkadaşı Maradona haricinde hiç kimse bunu kabul etmez ve küçümseyerek onun bir hokkabaz olduğunu söylerler. İskender’in babası Sait de, oğlunu hiçbir zaman takdir etmemiştir, çünkü o da oğlunun yaptığı işten gurur duymamaktadır.

Mecburi nedenlerden ötürü, İstanbul’dan kaçarcasına turneye çıkmak zorunda kalan ikili, yanlarına Sait’i de almak zorunda kalırlar. Baba ve oğul, bu turne sayesinde biraz olsun yakınlaşsa da, yaşanacak birbirinden ilginç olaylar, herşeyin farklı bir seyirde gitmesine neden olacaktır.

Oyuncular

  • Cem Yılmaz (İskender Tünaydın)
  • Mazhar Alanson (Sait Tünaydın)
  • Özlem Tekin (Fatma Nur Gaye Türksönmez)
  • Tuna Orhan (Maradona – Orhan Direk)
  • Tuncer Salman (Aslan Türksönmez)
  • Kemal İnci (Cemal Ağa)
  • Gürgen Öz (Erkut)

5. HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK (CEM YILMAZ)

Her Şey Çok Güzel Olacak, 1998 Türkiye yapımı güldürü filmidir.

Ömer Vargı’nın yönettiği filmin yapımcılığını Filma-Cass adına Mine Vargı üstlenmiş, görüntülerini ise Garry Turnbul çekmiştir. Cem Yılmaz’ın Mazhar Alanson ile başrollerini paylaştığı ilk sinema deneyimidir. Ayrıca Cem Yılmaz bu filmin senaryosunda da yer almıştır.

Altan, karıştığı kavga sırasında yıllardır görmediği kardeşi Nuri’yle karşılaşır. Nuri’nin çalıştığı ecza deposunu, uzun süredir açmayı planladığı bar için bir para kaynağı olarak görür. Çeşitli uğraşlardan sonra Nuri’ye tekrar yakınlaşmayı başaran Altan, farkına varmadan hem kendisini hem de Nuri’yi tehlikeli maceraların içine sürükler. Nuri ve Altan, her şeyin çok güzel olacağını umarak yaşamla mücadeleye devam ederler.

6. VİZONTELE (YILMAZ ERDOĞAN)

Vizontele, 2001 yapımı Yılmaz Erdoğan – Ömer Faruk Sorak filmidir. Senaryosunu da Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı film Hakkâri’de geçmekteyse de, burada çekim yapmanın zorluğu nedeniyle çekimler, Van’ın Gevaş ilçesinde yapıldı. Çoğunlukla Beşiktaş Kültür Merkezi oyuncularının rol aldığı filmin 2004 yılında Vizontele Tuuba adlı bir devam filmi çekildi.

1974 yılında başında Van’ın Gevaş ilçesine televizyon gelmesini anlatıyor. Bunu duyan ahali televizyonun ne olduğu hakkında bir bilgileri yok ve nasıl bir şey olduğunu çok merak ediyorlar. Her şeyin en son ulaştığı bir şehirdir. TRT tarafından oraya sürgün gönderilen memurlar alıcıyı kurmadan geri dönerler. Belediye Başkanı Nazmi bu işin üstesinden gelmek için şehrin delisi olarak bilinen Emin’den yardım alır. Emin aslında deli olmayan, teknolojik aletlere ilgisi olan ve bütün radyoları tamir eden ilginç bir yaşantıya sahip olan bir karakterdir. TRT görevlilerinin tarif ettiği gibi yüksek yerlerde vericiyi kurarlar. Ama bir türlü televizyonu çalıştıramaz. Sonunda tesadüf eseri son yaşadıkları hüsrandan sonra televizyonu çalıştırırlar. Fakat Sıti Ana oğlunun şehit düştüğünü televizyondan öğrenince tüm hırsını o televizyondan alır.

Oyuncular

  • Yılmaz Erdoğan – deli Emin
  • Demet Akbağ – Sıti Ana
  • Altan Erkekli – Nazmi
  • Cem Yılmaz – Fikri
  • Şebnem Sönmez – Gülizar
  • Bican Günalan – Sezgin
  • Erdal Tosun – Şeyhmuz
  • Cezmi Baskın – Latif

7. ORGANİZE İŞLER (YILMAZ ERDOĞAN)

Organize İşler, Yılmaz Erdoğan’ın 2005 yılında hem yönetip hem de baş rolünü oynadığı İstanbul’da çekilen dolandırıcılık hikâyesinin anlatıldığı aksiyon, komedi filmi.

Organize işler çeviren bir suç şebekesi ile kendi halinde temiz vatandaşlar kategorisine dahil bir aile arasındaki dolandırıcılıktan kaynaklı alacak verecek meselesinin, dinsizin hakkından imansız gelir felsefesi doğrultusunda ensesi daha kalın bir başka suç örgütü tarafından çözülmesini konu alır. diyaloglar, çok orjinal ve komiktir. bununla birlikte pilot kamera olarak tabir edilen görüntülerle enteresan istanbul manzaralarını da görmek mümkündür.

Oyuncular

  • Yılmaz Erdoğan (Asım Noyan)
  • Tolga Çevik (Süpermen Samet)
  • Demet Akbağ (Nuran Ocak)
  • Altan Erkekli (Yusuf Ziya Ocak)
  • Özgü Namal (Umut Ocak)
  • Cem Yılmaz (Müslüm Duralmaz)
  • Erdal Tosun (Üzeyir Kavak)
  • Tuncer Salman (Tugay Selimoğlu)
  • Öner Erkan (Silvio)
  • Ebru Akel (Nilüfer)
  • Başak Köklükaya (Nergis)
  • Berfin Erdoğan (Nazlı)
  • Salih Kalyon (Cemil)
  • Cezmi Baskın (İzzet Ayna)

8. HACİVAT KARAGÖZ NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ? (EZEL AKAY)

Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü, senaryosunu Levent Kazak’ın yazdığı, yönetmenliğini Ezel Akay’ın yaptığı ve başrolleri Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk’ün oynadığı 2005 yapımı film. Akay’ın Anadolu Ortaçağ üçlemesi olarak düşündüğü serinin ilk filmidir. Türk gölge oyununun temel taşlarından Hacivat ile Karagöz’ün hayatından yola çıkan film, 13.-14. yüzyıl Anadolusunu ve Türklerini esprili bir bakışla ele almaktadır. Bursa’nın ilçesi Orhaneli’de çekilmiştir.

Tarihsel Doğruluk

1312 yılında Anadolu beylikleri İlhanlılara karşı ayaklandı. Filmde Eşrefoğlu’nun(Ezel Akay) Demirtaş (Tatar) ile savaşması bu ayaklanma dönemine denk gelir. Bu dönemde Pervâne Muineddin(Güven Kıraç) çift taraflı siyaseti ile göze çarpmaktadır. İki yıl süren ayaklanmalar 1314’de İlhanlı hükümdarı Olcaytu’nun Emir Çoban kumandasında gönderdiği bir ordu tarafından bastırılır. Filmde Bursa’da hizmet verdiği söylenen Pervane hakkında böyle bir bilgi yoktur. Hayatı boyunca Yakın doğuda diplomatik görevlerde bulunmuş, İlhanlılar tarafından 1277’de öldürülmüştür. Film beylikler isyanının bitiminde geçmektedir.Emir Çoban, oğlu Demirtaş (Tatar) Rum Eyaletleri Valisi yapıp Tebriz’e dönmüştür. Timurtaş da daha sonra halife tarafından öldürülmüştür. Filmin son çeyreğinde bu belli olur. Filmin en başında Tatar’ın veziri olarak görünen ve aslen Uygur Türklerinden olan Eretna Bey(Muhittin Korkmaz ), İlhanlılar’ın hizmetine girmişti. İlhanlılar’ın Anadolu Genel Valisi olan Demirtaş (Tatar) ’ın yanında uzun yıllar çalışmıştır. Anadolu valisi olduğu filmin sonlarına doğru kendisi(Muhittin Korkmaz) tarafından söylenir. Daha sonra kendi adıyla anılacak bir beylik kurmuştur.

Oyuncu Kadrosu

  • Haluk Bilginer – Karagöz
  • Beyazıt Öztürk – Hacivat
  • Şebnem Dönmez – Ayşe Hatun
  • Güven Kıraç – Pervâne Muineddin
  • Levent Kazak – Dimitri
  • Ayşe Tolga – Nilüfer Hatun
  • Ayşen Gruda – Kam Ana
  • Altay Özbek – Çoban
  • Ezel Akay – II. Süleyman (Eşrefoğlu)

9. VAVİEN (TAYLAN BİRADERLER)

Vavien, Engin Günaydın ve Binnur Kaya’nın başrollerini oynadığı film. 18 Aralık 2009’da vizyona girmiştir. Yönetmenliğini Taylan Biraderler olarak bilinen Yağmur ve Durul Taylan yapmıştır.

Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir. Abisi Cemal’le birlikte ortak oldukları elektrik dükkânında da işler pek parlak değildir. Abisiyle tek eğlencesi Samsun’da pavyona gitmektir. Pavyonda çalışan Sibel Ceylan’a olan aşkı Celal’in başına dert açacaktır. Celal’in karısı Sevilay, Almanya’da yaşayan babasının gönderdiği paraları biriktirerek saklamaktadır. Bu paranın kurtuluşu olduğunu düşünerek bir plan yapan Celal’i sürprizler beklemektedir.

Film, 8 dalda aday olduğu 3. Yeşilçam Ödülleri’nde en iyi senaryo, en iyi kadın oyuncu ve en iyi müzik ödülleri olmak üzere 3 ödül aldı. 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film (Altın Lale) ve En İyi Senaryo ödülü ile FIPRESCI ödülünü aldı. 11 dalın tamamında aday olduğu 2009 SİYAD ödüllerinde En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Müzik ve En İyi Sanat Yönetmeni olmak üzere toplam 5 ödül aldı.

Filmin adında geçen “vavien” (Fransızca:Circuit va-et-vient) elektrikçilikte kullanılan teknik bir terimidir. İki yollu bir elektrik anahtarının adıdır. Normal bir komütatör (elektrik anahtarı) tek bir lambayı tek noktadan açıp kapatırken, vavienle bir lambayı iki ayrı noktadan açıp kapamak mümkündür. Uzun bir koridor, teras ya da bodruma girerken dişarıdaki bir düğmeden o bölmelerin ışıklarını açıp, o mekandaki başka bir düğmeden de tekrar kapatmak mümkün olmaktadır. Türkçede “vaviyen” olarak da yazılan terim’in İngilizce’deki karşılığı ise “Multiway switching”dir.

Taylan Biraderler’in filminde vavien bir leitmotiv olarak karşımıza çıkar. Filmdeki elektrikçiler Celal (Engin Günaydın) ve Cemal (Settar Tanrıöğen) uzun yıllardır mesleğin içinde olmalarına rağmen vavien devre yapmasını bilmiyorlardı.

10. AĞIR ROMAN (MUSTAFA ALTIOKLAR)

Ağır Roman, 1996 yapımı bir Türk filmidir. Dram türündeki filmin yönetmeni Mustafa Altıoklar, görüntü yönetmeni de Ertunç Şenkay’dır. Başrollerde Okan Bayülgen, Müjde Ar, Mustafa Uğurlu, Savaş Dinçel, Küçük İskender ve Burak Sergen oynamıştır.

Film Metin Kaçan’ın aynı adlı romanından uyarlanmıştır ve dönemin en çok ses getiren filmlerinden biri olmuştur. Eser adını ağır bir Roman oyun havasından alır.

Film, 70’li yıllarda, İstanbul’da, yoğun olarak Romanların yaşadığı Kolera Sokağı’nda geçer.

Salih (Okan Bayülgen), mahallenin saygı duyulan berberi Ali’nin (Savaş Dinçel) en küçük oğludur ve araba tamirciliği yapmaktadır. Mahallenin sevilen kabadayısı ve koruyucusu Arap Sado (Burak Sergen) mahalledeki kötü niyetli kabadayılarla hakimiyet mücadelesi esnasında öldürülünce Salih mahallenin yeni koruyucusu rolüne soyunur, ancak bu zor görev için henüz hazır ya da uygun değildir.

Arka planda Kolera Canavarı denen bir katil rastgele cinayetler işlemekte ve mahalleye dehşet salmaktadır. Salih’in en yakın arkadaşı Orhan (Küçük İskender) eşcinseldir ve Salih’e aşıktır.

Bu karmaşada Salih, babasının evine kiracı olarak taşınan Hıristiyan kızı Tina’ya (Müjde Ar) aşık olur. Mahalleyi haraca bağlayan yeni kabadayı Reis (Mustafa Uğurlu) hayat kadını olan Tina’ya da haraç vermesi ve kendisiyle birlikte olması için baskı yapmaktadır. Tina ile aşk yaşamaya başlayan Salih, hayat kadınlığını bırakmasını ister. Bir süreliğine işi bırakan Tina, parasızlık nedeniyle yeniden işe dönmek zorunda kalır.

Tina işi bırakınca kazancından olan Tina’nın eski pezevengi ve Reis’in yeni adamı Nihat, Tina’nın yanağını, ceza olarak, jiletle çizer (façasını bozar). Salih Nihat’ı öldürür ve firar eder. Semtin ülkücü polis şefi ile yakın ilişki içinde olan Reis, Salih’in bulunması için babası Berber Ali’ye işkence yaptırır. Salih yakalanır ve hapse atılır. Reis Tina’yı Salih’in serbest bırakılması karşılığında birlikte olmaya ikna eder.

Eve döndüğünde Tina ile Reis’i aynı yatakta bulan Salih bileğini Arap Sado’dan yadigar sustalısı ile keserek intihar eder. Tina, elinde Salih’in yanında bulduğu tiner tenekesi olduğu hâlde Reis’in arabasına biner ve her ikisi de arabada iken tineri ateşe vererek arabayı havaya uçurur.

11. MUSTAFA HAKKINDA HERŞEY (ÇAĞAN IRMAK)

 

Mustafa Hakkında Her şey, yönetmenliğini Çağan Irmak’ın yaptığı, başrollerini Nejat İşler ve Fikret Kuşkan’ın paylaştıkları duygusal- gerilim filmi. Mustafa (F.Kuşkan) her işinde mükemmeli isteyen bir reklamcı, Fikret (N.İşler) ise sıradan bir taksi şoförüdür. Mustafa’nın karısı Fikret ile beraberken geçirdiği bir kazada hayatını kaybetmiştir. Mustafa ise o güne kadar henüz görmediği Fikret’in karısıyla neden birlikte olduklarını öğrenebilmek için Fikret’i dağ evine kaçıracak ve günlerce çeşitli yollarla karısı ile Fikret’in arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışacaktır.

 

12. BABAM VE OĞLUM (ÇAĞAN IRMAK)

Babam ve Oğlum, 2005 yapımı bir Çağan Irmak filmi. Ege’deki çiftlikten gazetecilik okumak için ayrılan Sadık’ın, yıllar sonra oğluyla beraber yeniden çiftliğe dönüşünün, 12 Eylül Darbesi arka planında aktarıldığı filmin senaryosunu da yine Çağan Irmak yazdı. Film, Türkiye’de 3.500.000 izleyici sınırını aşan nadir filmlerden biri olma başarısını gösterdi.

Sadık, Ege’deki çiftlikten ,üniversitede gazetecilik eğitimi için ayrılmıştır. Oysa babası Hüseyin, onun ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin idaresini eline almasını istemektedir. Sadık, daha üniversite yıllarında politikayla aktif olarak ilgilenir. Bunu öğrenen babası Hüseyin, oğlunu evlatlıktan reddeder. 70’li yıllarda birçok siyasi olaya karışan Sadık’ı daha zor günler beklemektedir. 1980 yılının 12 Eylül günü sabah erken saatlerde karısının doğum sancılarının tutmasıyla dışarı fırlayan çift, hastaneye gitmek için araç bulamazlar, çünkü ülkede askeri darbe gerçekleşmektedir. Sadık’ın karısı, doğum esnasında hayatını kaybeder ama küçük Deniz hayattadır. Gördüğü işkence ve yattığı hapisten sonra sağlığı bozulan Sadık, hastalığının ölümcül olduğunu anladığında Deniz’i Ege’deki çiftliğe, annesinin ve konuşmadığı babasının yanına götürmekten başka bir yol bulamaz. Çizgi romanlara ve onun büyülü dünyasına oldukça meraklı olan Deniz için evin yanaşmaları, küs teyze (Şerif Sezer), traktör kullanan ve telsizle konuşan babaanne (Hümeyra), bileğinden boğazına kadar bilezikle dolaşan gelin Hanife (Binnur Kaya) ve saf bir amca (Yetkin Dikinciler) ile tanışmak, onun için oldukça farklı bir deneyim olacaktır. Sadık ve Hüseyin’in geçmişle hesaplaşmaları ise oldukça sıkıntılı gelişmelere neden olacaktır.

Oyuncular

Çetin Tekindor, Hümeyra Akbay, Fikret Kuşkan, Özge Özberk, Ege Tanman, Yetkin Dikinciler, Erdal Tosun, Nergis Çorakçı,Mahmut Gökgöz, Halit Ergenç,

Aldığı Ödüller

  • 2006 Uluslararası İstanbul Film Festivali
  • En iyi film (Çağan Irmak)
  • En iyi erkek oyuncu (Fikret Kuşkan)
  • En iyi kadın oyuncu (Şerif Sezer)
  • 38. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri
  • En iyi film
  • En iyi yönetmen (Çağan Irmak)
  • En iyi senaryo (Çağan Irmak)
  • En iyi kadın oyuncu (Hümeyra)
  • En iyi erkek oyuncu (Çetin Tekindor)
  • En iyi yardımcı kadın oyuncu (Şerif Sezer)
  • 2005 Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD)
  • En iyi erkek oyuncu (Çetin Tekindor)
  • 2006 Nuremberg Film Festivali (Almanya-Türkiye)
  • En iyi film (Çağan Irmak)
  • 2006 Dünya Film Müzikleri Ödülleri
  • Dünya film müziği ödülü (Evanthia Reboutsika)
  • Sadri Alışık Ödülleri
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Özge Özberk

13. ISSIZ ADAM (ÇAĞAN IRMAK)

Issız Adam, yönetmenliğini Çağan Irmak’ın yaptığı 2008 yapımı Türk melodram sinema filmi. Başrollerini Melis Birkan ve Cemal Hünal’ın paylaştığı film, Alper adlı bir aşçı ile çocuk kostümleri tasarlayıp dikmekle uğraşan Ada adlı genç bir kızın aşklarının özelinde modern yaşamın insanları nasıl yalnızlaştırdığı anlatır. Çekimleri beş hafta süren film, 7 Kasım 2008 tarihinde Türkiye’deki sinemalarda gösterime girdi. Türk izleyicisinden büyük ilgi görerek Türkiye’deki 15. haftasında 2 milyon 765 bin seyirciye ulaştı.Film, 2009 Rhode Island Film Festivali’nde (ABD) “En İyi Film Ödülü” aldı.

Alper, gurme denilecek seviyede yemek kültürü olan kendi restoranının sahibi bir aşçıdır. Lüks yaşamayı seven, işinde başarılı ama özel yaşantısını her gün farklı kadınlarla geçirerek düzene koyamamış, yaşamını; yaptığı yemekler, zengin kadınlar çevresinde yaşayan birisidir.

Ada, taksim’de çocuk kostümleri tasarlayıp dikmekte olan, Alper’in modern hayatının aksine çok mütevazı, hayatta fazla inişleri çıkışları olmayan genç bir kızdır. Bir gün eski bir kitabı bulabilmek için Beyoğlu’nda dolaşırken Alper ile Ada aynı kitapçıya girerler ve aşk ile çelişkili yaşam onlar için başlamış olur.

Oyuncular

  • Cemal Hünal – Alper
  • Melis Birkan – Ada
  • Yıldız Kültür – Müzeyyen
  • Şerif Bozkurt – Şenol
  • Gözde Kansu – Sinem
  • Aslı Aybars – Yasemin
  • Goncagül Sunar – Müşteri Kadın
  • Veda Yurtsever İpek – Alper’in Arkadaşı

14. NEREDESİN FİRUZE (EZEL AKAY)

Neredesin Firuze, 2004 yılı yapımı Türk filmi. IFR (İstisnai Filmler ve Reklamlar) tarafından gerçekleştirilen prodüksiyonda Levent Kazak’ın yazdığı senaryo Ezel Akay (Ezop) tarafından yönetilmiştir. Özcan Deniz, Şebnem Dönmez, Haluk Bilginer, Demet Akbağ,Cem Özer, Ata Demirer, Murat Akkoyunlu, gibi geniş bir kadroya sahip olan film, Türkiye’de yapılmış en nitelikli müzikal filmlerden biri olup “Neredesin Firuze” İMÇ (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı) plak dünyasına hiciv dolu bir yaklaşımla Türk Toplumu’nun içinde bulunduğu çaresizliklere getirdiği gülünesi veya ağlanası çözümleri komik boyutta sinema perdesine aktarır. Filmde renkler ve müzik başarılı oyuncu seçimiyle sunularak kendi içinde bir dramı ve komediyi barındırır.

Hayri ve Orhan piyasaya sürdükleri başarısız kasetler sonucu borç batağında olan iki prodüktördür. İstanbul Plakçılar Çarşısında borçlu olmadıkları kimse kalmamıştır. O sıralar Almanya’da yaşayan Ferhat ile irtibata geçerler. Telefonda şarkı söylettikleri Ferhat’ın sesini çok beğenirler ve hemen harekete geçerler. Şarkıcı olmak düşüncesine saplantılı bir şekilde bağlı olan Ferhat, Hayri’nin kaset teklifini düşünmeden kabul eder, eşyalarını toplar ve soluğu İstanbul’da alır. Ferhat’ı hemen stüdyoya sokarlar ancak kaset borçlar yüzünden basılamaz. Ferhat son bir çare olarak bir televizyon şovuna çıkıp adını duyurmaya çalışır. Ertesi gün ofise Firuze adında zengin ve gizemli bir kadın gelir. Ferhat’a yatırım yapmak istediğini söyler. Birdenbire Umut Müzik’te ki karabulutlar dağılır. Herkes hayaller kurmaya başlar.

Filmin müzikleri oldukça ses getirmiş, Ender Akay ve Sunay Özgür’ün isimlerini duyurmalarını sağlamıştır.Bu yapım gerçeği yansıtan bir yapım olması nedeniyle sanat dünyasından da birçok kişinin tepkisini çekmiştir.

Ödüller

  • 16. Ankara Film Festivali, “En İyi Kurgu” Mustafa Preşeva
  • 16. Ankara Film Festivali, “En İyi Görüntü Yönetmeni”, Hayk Kirakosyan
  • 16. Ankara Film Festivali, “En İyi Kadın Oyuncu”, Demet Akbağ
  • 12. ÇASOD Ödülleri, “En İyi Oyuncu”
  • 12. ÇASOD Ödülleri, “En İyi Kadın Oyuncu”, Demet Akbağ
  • 9. Sadri Alışık Ödülleri, “En İyi Erkek Oyuncu”, Haluk Bilginer
  • 9. Sadri Alışık Ödülleri, “En İyi Kadın Oyuncu”, Demet Akbağ
  • 37. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri, “En İyi Görüntü Yönetmeni”, Hayk Kirakosyan
  • 37. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri, “En İyi Kadın Oyuncu”, Demet Akbağ

15. EŞKIYA (YAVUZ TURGUL)

Eşkıya, başrollerini Şener Şen ve Uğur Yücel’in paylaştığı 1996 yapımı sinema filmi. Yavuz Turgul’un yönettiği ve senaryosunu yazdığı Eşkıya, 1996-1997 sezonunda 2 milyon 568 bin 339 kişi tarafından izlenerek gişe istatistiklerinin tutulmaya başlandığı 1989’dan o tarihe kadar Türk sinemasının en yüksek gişe hasılatı elde eden filmi oldu. Türk sinemasının modern zamanlarındaki ilk büyük gişe patlamasını gerçekleştiren Eşkıya’nın bu başarısı, 1980’li yıllardan itibaren üretim ve seyirci sayısı bakımından büyük bir çöküş yaşayan Türk sinemasının kaderini değiştiren bir dönüm noktası sayılmaktadır. Kasım 1996’da gösterime giren Eşkıya, kırdığı seyirci rekorunu 2001 yılına kadar elinde tuttu.

35 yıl önce Cudi dağlarında bir grup eşkıya jandarma tarafından yakalanır. 35 yıl içinde eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü can vermiştir. Biri dışında; Baran (Şener Şen). Baran’ın uzun mahkumiyetinin ardından Viranşehir Cezaevi’nden çıkmasıyla başlayan film doğduğu toprakların artık baraj suları altında olduğunu öğrenmesiyle devam eder. Köyde karşılaştığı Ceren Ana (Zübeyde Erden) ona, 35 yıllık yokluğunda yaşananları anlatır. Geçmişindekilerin peşine düşmeye niyetli olan Baran Ceren Ana’nın tavsiyelerine rağmen yola düşer. Kendisini jandarmaya ihbar ederek yakalanmasına neden olan Mustafa’dan (Kemal İnci) yıllardır bilmediği bir gerçeği öğrenir. Hapse düşmesine en yakın arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti neden olmuştur. Berfo Eşkıya’nın altınlarına el koyarak Eşkıya’nın çocukluk aşkı Keje’yi de (Sermin Hürmeriç) babasından satın alıp İstanbul’a kaçmıştır. Vicdan azabı çeken Mustafa kendini Baran’ın infazına hazırlamıştır, ama Eşkıya çoktan Keje’nin peşine düşmüştür.

Trenle İstanbul’a doğru yola çıkan Eşkıya yolda, Beyoğlu’nun arka sokaklarında büyümüş, pavyon, kumarhane, uyuşturucu muhabbetinin içinde yaşayan genç bir adamla, Cumali’yle (Uğur Yücel) karşılaşır. Cumali, babasının kendisini aldatan üvey annesini öldürüp hapse girmesiyle yanına yerleştirildiği halasının evindeki cinsel tacizle geçen çocukluğunun acısını sert adamlığa soyunarak kapatmaya çalışan bir kaybedendir. Yılmaz Güney hayranı olan babasının esinlenmesiyle İnce Cumali filminden adını alan ve bir uyuşturucu kuryesi olan Cumali, Haydarpaşa Garı’nda kendisini bekleyen sivil polisleri farkedince “emanetle” yakalanmamak için Eşkıya’nın çantasıyla kendisininkini değiştirir ve ondan çantasını patronu Demircan’ın (Melih Çardak), Tarlabaşı’ndaki oto tamirhanesine getirmesini ister. Polislerin aramasından kurtulan Cumaliyi bu sefer Demircan’ın sorgusu beklemektedir. Polisin elinden kurtulan Cumalinin muhbir olduğundan kuşkulanan Demircan onu konuşturmaya çalışır. Bu arada elinde çantayla tamirhanenin kapısında beliren Eşkıya Cumaliyi kurtarır.

Ne İstanbul’u ne de Keje’nin adresini bilen Eşkıya’nın çaresiz halini gören Cumali ona Tarlabaşı’nda kendi yaşadığı otelde bir oda bulur. Birbirlerinin hikayelerini öğrenmeye başlayan, ömrünün yarısından fazlasını hapishanede geçirmiş Eşkıya ile ailesiz büyümüş Cumali arasında yavaş yavaş bir baba-oğul ilişkisi başlarken, Cumali Keje’yi ararken Eşkıya’ya yardım etmeye karar verir.

Hapishanede, sevgilisi Emel’in (Yeşim Salkım) abisi olarak tanıttığı Sedat’ı (Özkan Uğur) ziyaret eden Cumali onun hapishaneden kurtulabilmesi için ihtiyacı olan rüşveti bulmaya karar verir. Sedat için gereken parayı bulmak isteyen ve mesleğinde “kariyer” yapmak isteyen Cumali mahalledeki ekibiyle birlikte Demircan’dan daha zorlu işler isteyerek torbacılığa başlar.

Bu arada İstanbul’a dolaşmakta olan Eşkıya şehrin büyüklüğüne kapılır. Aynı gece otelin diğer devamlı konuklarından sinema emektarı Artist Kemal (Kayhan Yıldızoğlu) ve Beyaz Rus göçmeni Andrey Mişkin (Necdet Mahfi Ayral) ile televizyon seyrederken Mahmut Şahoğlu’nu (Berfo) tanır.

Eşkıya, ertesi gün Cumali’yle beraber artık ülkenin en zengin (ve şaibeli) işadamlarından biri olmuş olan Berfo’nun malikanesinin önüne gelir. Araç konvoyuyla malikanesinden çıkmakta olan Berfo bu esnada Baranı tanır, güçlü bağlantıları olan Berfo ikiliyi önce gözaltına aldırır ve bir süre sonra da serbest bıraktırır. Serbest kalmalarının ardından Eşkıya, Berfo’nun evine getirilir. Berfo, ihanetini ve 35 yıllık hikayeyi anlattıktan sonra Eşkıya’dan 35 yıldır konuşmayan Keje’yi konuşturmasını ister. Karşısında Eşkıya’yı gören Keje de uzun sessizliğini bozar. Eşkıya onu alma sözü vererek Keje’nin yanından ayrılır.

Cumali, Emel’in abisi olarak tanıttığı Sedat’la kaçtığını öğrendiği gün ayrıca kendisinden mal çaldığından şüphelenen Demircan tarafından da uyarılır. Emel ile Sedat’ı kaldıkları otel odasında basan Cumali, Eşkıya’nın telkinine rağmen öfkesine kurban olup ikisini de öldürür. Eşkıya ile kaçmaya başlayan Cumali sakladığı parasını almak için gittiği otelin önünde bir polis tarafından vurulur ama kaçmayı başarırlar. Ertesi gün evine sığınmak için geldiği halası tarafından reddedilir.

Cumali’nin kendisinden mal çaldığını anlayan ve parasını isteyen Demircan onu ve arkadaşlarını tamirhanesinde rehin tutmaya başlar. Demircan’a olan borca kefil olan Eşkıya, Keje’ye karşılık olarak Cumali’yi kurtaracak olan parayı çek olarak Berfo’dan alır. Cumali, serbest kaldıktan sonra döndüğü mahallesinde aldığı çek karşılıksız çıkan Demircan’ın adamları tarafından vurulur. Ağır yaralı olarak sığındığı otelin terasında ölümü bekleyen Cumali, Eşkıya’nın yanında ölüme gider.

Oğlu gibi gördüğü Cumali’nin ölümünden sonra sırasıyla önce Berfo’yu ardından Demircan’ı ve son olarak aynı otelde çalışan emektar hayat kadını Sevim Abla’nın (Güven Hokna) satıcısını öldüren Eşkıya, Beyoğlu’nun çatılarında gizlenmeye başlar. Nihayet bir evin çatısında polis tarafından kuşatılır. Polisle girdiği çatışma sırasında, Ceren Ana’nın onu koruması için verdiği muskanın kaybolmasını bir ölüm işareti olarak algılayan Eşkıya patlayan silah seslerinin havai fişek seslerine karıştığı ortamda çatıdan atlayarak yaşamına son verir.

Notlar

  • Eşkıya, yabancı film dalında Türkiye’nin Oscar aday adayı oldu fakat 70. Akademi Ödülleri’nde (1998) aday adayları listesinde ilk beşe giremedi.
  • Filmde Eşkıya’nın (Şener Şen) köyünü gördükten sonra, İstanbul’a gitmeden önce uğradığı şehir merkezinde kendisini ihbar eden kişinin yanına gittiğinde, burada arka planda sıra gecesinde söylenen “Nice bu hasreti dildar ile giryan olayım, yanayım aşkınla büryan olayım” isimli uzun havayı Kazancı Bedih söylemiştir.
  • 2001 yılına kadar Türk sinemasının en yüksek gişe hasılatı elde eden filmi olan Eşkıya, 2004 yılına kadar da Türkiye dışında en çok izlenen Türk filmi oldu.

Ödüller

  • 1997 Bogey Ödülü, Almanya
  • 1998 Festróia – Tróia Uluslararası Film Festivali, Altın Yunus, Portekiz
  • 19. Sinema Yazarları Derneği Türk Sineması Ödülleri
  • En İyi Film (Yavuz Turgul)
  • En İyi Senaryo (Yavuz Turgul)
  • En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Melih Çardak)
  • En İyi Müzik (Erkan Oğur)

16. TABUTTA RÖVAŞATA (DERVİŞ ZAİM)

Tabutta Rövaşata, 1996 yapımı bir Derviş Zaim filmi. Başrolünü Ahmet Uğurlu ‘nun üstlendiği film, Rumeli Hisarı`nda yaşayan evsiz barksız bir adamın (hüzünlü) hikâyesini konu edinir.

Tabutta Rövaşata En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kurgu ve En İyi Erkek Oyuncu ile dördü Antalya Altın Portakal Film Festivali’den olmak üzere 12 ödül kazandı.

Araba sevdalısı bir otomobil hırsızının hüzünlü öyküsü. Rumelihisarını mesken tutan Mahsun (Ahmet Uğurlu), evsiz-barksız işsiz ve kimsesi olmayan bir garibandır. Tüm dostları balıkçılardır. Sabahçı kahvesindeki çay borçlarına kadar herşeyine balıkçı dostlarından Reisin (Tuncel Kurtiz) sahiplendiği Mahsun, otomobil çalarak yaşamını sürdürür. Yaşamındaki tek tutkusu arabalardır. Geceleri çaldığı arabaları sabaha dek gezdikten sonra yerlerine bırakır. Çoğu zaman da onları garip bir coşkuyla, okşarcasına yıkayıp temizleyerek…

Yine Reisin sayesinde sandelyeler üzerinde uyuklamaktan kurtulur ve kahvenin tuvaletine bakma işini üstlenir. Bir gün, kahveye gelen eroin bağımlısı kıza (Ayşen Aydemir) aşık olur. Birden dünyası değişen Mahsun, hiçbir karşılık beklemeden, yatacak yeri olmayan kıza odasını açar. Ne var ki beyazcı kız, eroin almak için bedenini, bu açılan odada erkeklere satarak Mahsunun saf dünyasında bir düş kırıklığı yaratacaktır.

Ödüller

  • 1996 – 33. Antalya Film Festivali – En İyi Film (Derviş Zaim)
  • 1996 – 33. Antalya Film Festivali – En İyi Senaryo (Derviş Zaim)
  • 1996 – 33. Antalya Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu (Ahmet Uğurlu)
  • 1996 – 33. Antalya Film Festivali – En İyi Kurgu (Mustafa Preşeva)
  • 1997 – 9. Ankara Uluslararası Film Festivali – En İyi Erkek Oyuncu (Ahmet Uğurlu)
  • 1997 – 16. Uluslararası İstanbul Film Festivali – Jüri Özel Ödülü (Derviş Zaim)
  • 1997 – 16. Uluslararası İstanbul Film Festivali – Fipresci Ödüllerı Ulusal Yarışma / Onat Kutlar Ödülü (Derviş Zaim)
  • 1997 – Türk Eleştirmenleri Birliği – En İyi Oyuncu (Ahmet Uğurlu)

17. KAÇ PARA KAÇ (REHA ERDEM)

Kaç Para Kaç (ingilizce:Run For Money), 1998 yapımı Türk filmi. Başrollerini Taner Birsel, Bennu Yıldırımlar, Zuhal Gencer veBülent Emin Yarar oynamıştır. Yönetmeni Reha Erdem, yapımcısı Ömer Atay, görüntü yönetmenleri Florent Herry ve Jean Louıs Vıalard’dır.

Film küçük ve namuslu bir hayatın büyük bir parayla nasıl mahvolabileceğini ve nasıl büyük bir trajediye dönüşebileceğini anlatmaktadır. Hayaller, traji-komik biçimde işlenmiştir. Filmde gerilim unsuru kuvvetlidir. Ayrıca müzik ve dram bütünlüğünün akıcı bir seyirlik ortaya çıkarttığı görülmektedir.

 

Ödüller

  • Bennu Yıldırımlar, 2000 yılı “En İyi Kadın Oyuncu” dalında Sadri Alışık Ödülü
  • “En İyi Yabancı Film” dalında Türkiye’nin Oscar adayı oldu ve birçok seçkin uluslararası festivale katıldı.

18. KAYBEDENLER KULÜBÜ (TOLGA ÖRNEK)

Kaybedenler Kulübü, 2010 yapımı komedi-dram türündeki Türk sinema filmidir. Tolga Örnek tarafından çekildi ve senaryosu Mehmet Ada Öztekin ile Tolga Örnek tarafından yazıldı. Türkiye’de 25 Mart 2011 tarihinde 137 kopya ile gösterime giren filmin protagonistleri Kaan rolündeki Nejat İşler, Mete rolündeki Yiğit Özşener ve Zeynep rolündeki Ahu Türkpençe’dir. Film, 1996-2001 yılları arasında Kent FM’de yayınlanan Kaybedenler Kulübü adlı radyo programına dayanmaktadır.

Filmde, Kaybedenler Kulübü adındaki radyo programı ve o radyo programını sunan DJ’ler Kaan ile Mete’nin hayatları anlatılmaktadır. Gösterime girdiği ilk üç gün içinde 65.780 kişi tarafından seyredilerek 666.091 TL hasılat elde etti. Ayrıca film gösterime girmeden önce, yapımın öncesinden sonrasına kadar film hakkında her şeyi anlatan Kaybedenler Kulübü – Filmin Öyküsüadlı bir kitap yayımlandı. Eleştirmenlerden olumlu yorumların yanı sıra; açtığı hikâyeleri sonlandırmamak, dönemin politik atmosferini göz ardı etmek, zaman algısına sahip olmamak gibi yönlerden olumsuz eleştiriler aldı. Ayrıca sinemada erkek egemen bakışı eleştirmek ve cinsiyetçiliğe dikkat çekmek için dağıtılan Altın Bamya Ödülleri’nde Altın Bamya ile İzleyici Bamyası ödüllerini kazandı.

Kaan (Nejat İşler), William Blake’in eserleri ve Roland Barthes’ın Camera Lucida‘sı gibi “kimsenin okumadığı” kitaplar basan Altıkırkbeş Yayınları’nın sahibidir. Mete (Yiğit Özşener) ise Kadıköy’de bir bar sahibi ve plak ile efemera koleksiyoneridir. 1990’lı yılların ortalarında Kent FM adlı bir radyo istasyonunda Kaybedenler Kulübü adlı bir programa başlar ve bu programı sanki bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış ve kimsenin bundan haberi yokmuş gibi sunarlar. Kadınlar, edebiyat ve Kadıköy sokaklarının da dahil olduğu pek çok konudan bahsedilen Kaybedenler Kulübü, başta kimsenin dikkatini çekmez. Öte yandan, Mete ile Kaan, kendilerinin deyimiyle “yalnızlıklarını gidermek” için her gün başka kadınlarla birlikte olur.

Program, gittikçe daha çok kişi tarafından dinlenir hale gelmektedir. Kaan, bir barda Zeynep (Ahu Türkpençe) ile tanışır. Yakınlaşmaya başlar ve birlikte olurlar. Zeynep, İstanbul’da ablasıyla yaşayan bir mimardır. Kaan’ın radyo programındaki üslubundan iş hayatına kadar onu eleştirmeye başlar ve Kaan ile ayrılır. Radyo programı ise içeriğinden dolayı RTÜK’ten sürekli uyarı alır ve Kent FM’in sahibi Aslı (İdil Fırat), ikiliye programlarının iyi gittiğini fakat bu gidişle radyonun kapanmasına sebep olacaklarını, kendilerine telif ödeyerek içeriği uygun hale getirmelerini ister. İkili, radyodan ücret almayarak sadece bira, yol parası gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını ister. Program, zamanla dinlenme oranlarında en çok dinlenen radyo programı listesinde bir numaraya yükselir. Zeynep’ten ayrılan Kaan ile Mete, artık kendi işlerine ağırlık vermek ister ve radyo programını sonlandırırlar.

Ha bu arada, bundan da bahsetmeden olmaz:)

http://sosyalyazilar.com/2014/01/31/kaybedenler-klubu-ve-kent-fm-efsanesi/

19. YOZGAT BLUES (MAHMUT FAZIL ÇOŞKUN)

Yozgat Blues, yönetmenliğini Mahmut Fazıl Coşkun’un yaptığı 2013 Türkiye – Almanya ortak yapımı komedi ve dram filmidir. Ayrıca yönetmen Coşkun, filmin senaryosunu Tarık Tufan ile birlikte yazmıştır.

58 yaşındaki Yavuz, 70’lerin şarkılarını bir alışveriş merkezinin zemin katında bulunan mekanda dinleyicilerine sunmaktadır. Kariyerinin çöküşünü yaşayan Yavuz ayrıca belediyenin düzenlediği müzik kursunda müzik dersleri de vermektedir. Bu kursta 30 yaşındaki Neşe ile samimiyetini arttırır. Neşe’nin maddi durumu da, Yavuz gibi iyi değildir ve marketlerde sucuk stantlarında tanıtım işi ile meşguldür. Yavuz, alışveriş merkezinde para kazanmak için daha fazla çalışmak istediğini müdüre söyler. Ancak müdür bu isteği kabul etmez. Bu esnada Yavuz, Yozgat ilinde bir gazinoda bir bayan ve erkek ses sanatçısı arandığını öğrenir. Birlikte gitmeyi teklif ettiği kişi ise Neşe’dir. Neşe kendi durumunun da zayıf olması nedeniyle bu teklif kabul eder. Birlikte Yozgat’taki bu gazinoya gider ve işe başlarlar. Fakat işler umdukları gibi gitmez. Bu esnada Yavuz ve Neşe, Yozgat’ta Sabri adında 30 yaşında bir berber ile tanışırlar. Sabri’nin bugüne kadar görüştüğü kızlar ile arası hiç iyi olmamıştır. Ancak Neşe ile tanıştıktan sonra aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar. Film Neşe’nin son zamanlarda yaşantısına giren iki erkekten hangisini seçeceği konusu ile devam eder.

Oyuncular

  • Ercan Kesal, Yavuz
  • Ayça Damgacı, Neşe
  • Tansu Biçer, Sabri
  • Nadir Sarıbacak, Kamil
  • Kevork Malikyan

20. KIŞ UYKUSU (NURİ BİLGE CEYLAN)

Kış Uykusu, Nuri Bilge Ceylan tarafından yönetilmiş 2014 yapımı Türk filmi. Film, 2014 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiyekazanmıştır. Film ayrıca aynı festivalde FIPRESCI ödülüne de layık görülmüştür. Filmin ilk gösterimi festival kapsamında 16 Mayıs 2014’te yapılmıştır. Yönetmenliğini Yılmaz Güney’in yaptığı Yol’un ardından Altın Palmiye kazanan ikinci Türk filmidir.

Aydın (Bilginer) emekli bir oyuncudur; aktörlüğü bıraktıktan sonra Orta Anadolu’da kendi halinde küçük bir otelde çalışarak günlerini geçirir. Hayatında ise iki kadın vardır: Kendisine her anlamda uzak ve soğuk olan genç karısı Nihal (Sözen) ve boşanmış olan kız kardeşi Necla (Akbağ). Kışın bastırması ve kar yağışının artması bu küçük taşrada en çok Aydın’ın sinirlerine dokunur ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder.

Oyuncular

  • Haluk Bilginer – Aydın
  • Demet Akbağ – Necla
  • Melisa Sözen – Nihal
  • Ayberk Pekcan – Hidayet
  • Nejat İşler – İsmail
  • Serhat Kılıç – Hamdi
  • Tamer Levent – Suavi
  • Nadir Sarıbacak – Levent
  • Mehmet Ali Nuroğlu – Timur

21. HAMAM (FERZAN ÖZPETEK)

Hamam, İspanyol-İtalyan-Türk ortak yapımı 94 dakikalık bir film. Fimin yönetmenliğini Ferzan Özpetek üstlenirken başrolleriAlessandro Gassman, Francesca d’Aloja, Halil Ergün, Şerif Sezer ve Mehmet Günsur paylaşmıştır. Film, belirli yerlerin ve orada yaşananların, kişilerin iç dünyalarında açtığı büyük duygusal değişimler üzerinedir.

Filmde; yıllar önce İtalya’yı terkedip İstanbul’da yaşamaya başlayan teyzesinin öldüğünü ve kendisine miras olarak bir hamam bıraktığını öğrenen, meslek hayatında başarılı, evlilik hayatındaysa problemli genç mimar Francesco’nun İstanbul’a gelişi ve Mehmet adlı gençle ilişkisi anlatılmıştır.

Filmin müzikleri Aldo De Scalzi ve Pivio imzası taşır.

 

Reklamlar