Etiketler

, , , , , , ,

DOĞAYI ANLAMA

Paganizmi diğer dinlerden ayıran en büyük özellik doğayı anlamaktır. Paganizm doğanın işleyişine dini görüş olarak bakılmasıdır. Anti-milliyetçilik, feminizm, cinselliğin kutsallığı, tanrıça kavramı, bitkilerin ve hayvanların kutsal kabul edilmesi pagan kökenli unsurlardır. Paganizme başlamadan önce, doğacılık felsefesi gereği herşeyin doğadan geldiği ve tekrar doğaya karışacağı kabul edilmelidir.

PAGANİZM VE ÖZ PAGANİZM

Genel anlamda Paganizm İlahi dinler dışındaki dinler için kullanılır. Dünyanın birçok yerindeki farklı inanışlar, mitoloji hatta putperestlik bile paganizmin bir sınıfı olarak kullanılır. Lakin bu sınıflandırma doğru değildir. Doğa temelli paganizm türüne öz paganizm denir. Öz Paganizm’den bahsedecek olursak, tek tanrıçaya (doğa ana) ibadet vardır (bunun dışında tek tanrıçadan daha güçsüz ve alt seviyede bazı tanrı ve tanrıçalara paganizmin çeşidine göre inanılabilir.). Bu yüzden bu türe Doğa Paganizmi veya Yeşil Paganizm denir. Bu paganizm mitoloji ve putperest dinlerinden önce ortaya çıkmış temel inanç biçimidir. Putperestler gibi heykellere tapınma olayı doğal paganlarda görülmez. Paganlar, taptıkları tanrıların ve tanrıçaların heykellerini yaparlar ancak onların içinde kutsal bir ruh olduğu gibi putperest görüşlere inanmazlar. Öz paganizmi aslen doğa dini olarak görmek daha doğru olacaktır. Öz paganizm ile genel anlamda günümüzün neo-paganizminin en önemli farkı şudur: günümüzde paganlar tanrı ve tanrıça’ya, bazı mitolojik karakterlere ve daha fazlasına taparlar, öz paganlar ise tek tanrıçaya (doğa ana) ve ondan düşük bazı tanrılara inanırlar. Öz Paganizm, tarihte sadece Batı Asya, Doğu Avrupa ve Amerika’da görülmüş olmasına rağmen, günümüzün paganizmine 7 kıtada rastlanabilir. Bunların dışında Doğa Paganizminde tanrı veya tanrıça kutsal ve yüceltilmiştir. İnsanlara muhtaç olmaları gibi bir durum olamaz. Ancak örneğin Roma ve Yunan Paganizminde (Mitoloji) bir çok tanrı ve tanrıça vardır ve bu tanrılar dolaylı olarak insanlara muhtaçtırlar, hatta onlarla pazarlık yapabilirler.

ŞAMANİZM, MİTOLOJİ VE PUTPERESTLİK FARKLARI

Şamanizm doğu asya toplumlarında görülen paganizm benzeri ama tamamen farklı bir inanç biçimidir. Şamanistler genellikle doğaya değil, gökteki bir veya birden fazla tanrılara inanırlar. Örneğin eski Türk dini Tengricilik Şamanist kökenli bir inanıştır. Bu dinde gök tanrı adında sadece tek bir tanrı bulunur. Şamanizm’de ruhlar inancı çok gelişmiştir. Bu nedenle, cin, hayalet, peri gibi doğaüstü varlıklara inanç çok yoğundur. Şamanların görevi, bu varlıklarla veya tanrıyla iletişime geçerek topluma dini olarak yol göstermektir.

Mitoloji, yüzlerce farklı tanrıya, tanrıçaya ve titana tapınılan bir inanç türüdür. Ancak burada da yüzlerce tanrı olmasına rağmen, her zaman bir tane en büyük tanrı olmuştur (Ege’de Zeus, Roma’da Jüpiter). Mitolojiye inananlar tanrılarına saygı göstermek amacıyla çeşitli heykeller yapmışlardır. Bu heykellerin önünde tanrılarına dua ederler, ancak onların aslında tanrıları olmadığını sadece heykel olduklarını bilmektedirler. Diğer yandan putperestler heykellerin içinde kutsal tanrısal ruhlar olduğuna inanır ve o heykellere taparlar. İslam öncesi Mekke’deki inanç sistemi putperestliğe örnektir.

Son olarak, öz paganizm’de doğa ana genelde taraf tutmamasına rağmen, mitoloji, şamanizm ve putperestlikte tanrılar aktif olarak insanlar arasında taraf olarak yer alırlar. Bir tanrının koruduğu veya kötülüğünü istediği toplumlar olabilir. Mitolojide İlyada efsanesinde tanrılar insanlarla birlikte savaşa katılmış, gruplaşmış ve ikiye ayrılmıştır. Şamanizmde her toplumun kendine ait ve sadece kendilerini koruyan bir tanrısı vardır (Gök tanrı sadece Türkleri korur inancı) ve putperestlikte put, sadece yapıldığı kabileyi korur (Hubal sadece Mekke’yi korur).

PAGANİZMİN KÖKENİ

Paganizmin kökeni hakkında neredeyse hiçbir kaynak yoktur ancak bazı kabullerden yola çıkabiliriz. Dünya’ya dinin ilk olarak Âdem ile Havva’dan geldiğini kabul edersek (İbrahimi dinler kabulü), paganizm, Âdem’in ve Havva’nın getirdiği dinin, zaman içinde insanoğlu ve başka etkenler tarafından değiştirilmiş halidir çıkarımını yapabiliriz. Paganizmin ilk hallerinde, yani öz paganizmde tek tanrıça vardır. Buradaki teklik kavramının ilahi dinlerden alındığını söyleyebiliriz. Ayrıca paganizm ile ilahi dinler arasındaki etkileşim de bu yolla açıklanabilir. Daha sonraki zamanlarda ise paganizm iyice değiştirilmiş ve değişik türlerde çok tanrılı pagan dinleri ortaya çıkmıştır. Çok tanrılı pagan dinleri ise mitolojiye, wicca ve cadılık kültürüne yol açmıştır. Doğa dini içten içe büyü dinine dönüşmüş ve nihayetinde şimdiki halini almıştır. Ayrıca daha sonraları İlahi dinler de çoğu zaman mitolojik ve pagan inançtan etkilenmiştir. Örneğin: nazar boncuğu, haç, yılbaşı, türbe vb. (bu konulara yazının ileriki kısımlarında döneceğiz). Kısaca, İlahi din bozularak öz paganizmi, öz paganizm genel anlamda bilinen paganizmi, genel paganizm ise tarihteki birçok efsane ve mitolojiyi yaratmıştır.

Öz paganizmin gelen özellikleri:

– Tek tanrı (tanrıça) olan doğa anaya inanırlar. Bunun yanında yardımcı tanrılar olabilir.

– Şeytan inancı yoktur, varlığını kabul etmezler ancak cehennemsiz tek varlıklı ahrete inanırlar. Ölen bütün insanlar tanrıçanın içinde tek ruh olurlar.

– Herhangi bir kurtarıcıya inanmazlar, doğa kendini korur.

– Tanrıça herkese karşı adaletlidir, taraf tutmaz.

– Doğa enerjisine inanılır.

– Doğa, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, insanlar (kısaca bütün canlı varlıklar) ve gök cisimleri kutsaldır.

– Sınırlı doğal dengeye inanılır. Doğum, üreme ve ölüm kutsal bir döngüdür.

– Mutlak kadın-erkek eşitliği vardır. Irk, cinsiyet ve dil farkı reddedilir.

– Kadın ve doğurganlık kutsaldır. Doğanın içindeki her varlık kutsaldır, boş yere zarar verilmemelidir.

– Her şeyin bir zıttı vardır, tanrıçanın ise zıttı olmadığı için tanrıçadır.

– Temeli Avrasya’dır.

Genel anlamda neo-paganizmin özellikleri:

– Birçok tanrı ve tanrıçaya inanırlar. Tüm tanrılar ve tanrıçalar tek tanrıdır ve tanrıçadır.

– Şeytan, cennet ve cehennem inançları yoktur.

– Doğanın seçtiği bir kurtarıcı olabilir.

– Tanrı doğayla bütünleşmiştir, doğanın içindeki varlıklara adaletlidir.

– Doğa, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, insanlar (kısaca canlı varlıklar), gök cisimleri ve tanrıça adına yapılmış heykeller kutsaldır.

– Hıristiyanlık ile aynı temele sahiptir. Daha doğrusu Hıristiyanlığı etkilemiştir.

– Ölümsüzlüğün var olabileceğine inanılır.

– 4 ana element ve onların birleşmesinden oluşan ruh gücüne inanılır.

– Birçok gizli cemiyet ile bağlantılı olduğuna dair kaynaklar vardır.

– Kadın ve doğurganlık kutsaldır.

– Her şeyin bir zıttı vardır, tanrı varsa tanrıça da vardır.

– Temeli Avrupa ve Mısır’dır.
DOĞA ANA ( Mother Nature, Natura, Gaia )

Doğa Ana ya da diğer adıyla Tabiat Ana, paganizmin en büyük tanrıçasıdır. Paganizme göre dünyada var olmuş her canlı veya cansız Doğa Ana tarafından yaratılmıştır. Karakteristik rengi yeşildir (bazı kültürlerde kahve). Doğayı, evliliği, sevgiyi, korumayı, hamileliği, anneliği ve tarımı temsil eder. Doğa Ana, Dünya Ağacı ile özdeşleşmiştir. Beş ana elementten toprağı temsil eder. “Nature” doğum ve doğuştan gelen özellikler anlamına gelen “Natura” kelimesinden türemiştir. Farklı inanç sistemlerinde farklı adlarla ancak benzer özelliklerle bulunmuştur. Bunların en bilinenleri “Gaia (Yunan), Terra (Roma), Eingana (Avustralya), Asherah (Arap) ve Jord( İskandinav)”dur. Günümüzde ise Doğa Ana için en çok Gaia ismi kullanılmakta.

Doğa Ana önceleri birçok Pagan dininde en büyük yaratıcı tanrıça olarak görülmüştür. Ancak daha sonra Hıristiyanlığın Avrupa’da yayılışı ile birlikte Doğa Ana farklı bir konum elde etmiştir. Bu statüde Doğa Ana, tanrı tarafından yaratılmıştır, bir tanrı değil doğanın koruyucusu olan melek türünde bir varlıktır. Modern hayatta ise Doğa Ana hala, doğa ile özdeş olarak şiirsel anlatımlarda kullanılmaktadır.

TEK TANRILI PAGANIZM

Bazı neo-paganlara göre paganizmde “her şeyin zıttı vardır, bu yüzden tanrı var ise tanrıça da vardır” şeklinde bir kural vardır. Ancak paganizmin temeline baktığımızda bu kural tamamen geçersizdir. Öncelikle öz paganizmde tanrı inancı vardır ama şeytan yoktur yani tanrının zıttı yoktur. İkinci olarak birçok pagan dininde tanrıça vardır ancak tanrı yoktur. Yani, paganizmde sadece tanrıça, sadece tanrı veya ikisi birden olabilir. Doğa Ana’ya inanan birçok öz pagan dini ise genelde tek tanrıçalı olmuştur.

DÜNYA AĞACI ( World Tree)

Dünya Ağacı ya da diğer adıyla Hayat Ağacı, şüphesiz dünya üzerindeki antik zaman dinlerinin en büyük ortak özelliğidir. Amerikan yerlilerinden Türk tengriciliğine, Ege Mitoloji’sinden İskandinavya’ya ve Perslere kadar uzanan dünyanın 6 kıtasındaki birçok pagan veya şaman dininde bulunan Dünya Ağacı, aynı zamanda paganizmde Doğa Ana’nın en büyük sembollerinden biridir. Farklı bölgelerdeki birçok dinin Dünya Ağacı’nı barındırması dinlerin ortak bir kökeni olduğu iddiasını güçlendirmektedir ( bu konuya daha sonra geleceğiz ). Dünya Ağacı, İslam, Hıristiyanlık, Yahudilik, Şamanizm, Paganizm, Zerdüştlük, Çin, Hint, Avrupa ve Mısır geleneklerinde sıklıkla rastlanır. Bazı küçük ayrıntılara sahip olmasına rağmen, temelde bütün bu Dünya Ağacı simgeleri aynıdır.

Genel inanışa göre, ağaçlar saygı gösterilmesi gereken canlılardır ve onların da ruhları vardır. Hiçbir şekilde günah işleyemeyecekleri için ruhları saftır, kötülük barındırmaz. Dünya ağacı batıda daha çok Dünya Ana ile özdeşleştirilmiştir, hatta bazı pagan dinlerinde Dünya Ağacı’na tek tanrıça olarak tapılmıştır. Avrupa paganizmi, Türk ve Moğol Tengriciliği ve birçok başka dinde Dünya Ağacı, yer ve gök dünyasını birleştiren bir konumdadır. Ayrıca bazı inanışlara göre Dünya Ağacı dünyanın merkezinde bulunur ve ölümsüzlüğü temsil eder.

Dünya Ağacı dışında kutsal kabul edilen başka ağaçlar da vardır. Örneğin, Hıristiyanlıktaki Çam Ağacı süsleme olayı paganların doğadaki ölümsüzlüğün sembolü olarak çam ağaçlarını görmesi ve onları kutsal saymasıdır (çam ağaçları yaprak dökmez, bu yüzden ölümsüz olduğuna inanılmıştır). Doğada bulunan ağaçlardan hangilerinin kutsal olacağı ve hangisinin Dünya Ağacı olacağı inanışlarda farklılık göstermektedir. Ancak kesin olan, kutsal bir ağacı kesmenin yasak oluşudur. Kutsal ağaçlardan birini kesen insan sonsuza kadar doğa ruhları tarafından lanetlenir.

Öz Paganizmin en büyük özelliği olan doğayla birleşme kavramının en yoğun göründüğü inanış Dünya Ağacı’dır. Dünya Ağacı’nın iyileştirme yeteneği vardır ancak asla diriltme yeteneğine sahip değildir. Bunun nedeni de öz paganizmin doğayı merkez alması ve dirilmenin doğal bir durum olmamasıdır. Dünya güçlüdür, insanların ruhunu yansıtabilir ancak tıpkı doğa gibi tamamen normal bir ağaç kadar savunmasızdır. İnsan doğa ve ağacını korumalıdır. Dünya Ağacı 5 ana elementten toprağı temsil eder ve Doğa Ana’nın en güzel eseridir. Şamanlara göre Dünya Ağacı yaşarken ve ölüyken huzura ermenin en mutlak yoludur.

HAYAT ENERJISI VE DOĞANIN 5 ANA ELEMENTİ

Birçok antik uygarlık doğayı oluşturan temel 5 element olduğuna inanmıştır. Bu elementlerden hava (rüzgâr), su (sıvı), ateş ve toprak (dünya) genel olarak değişmeksizin Asya veya Avrupa fark etmeden aynıdır. 5. element ise cennet, ruh, can, aether, ether gibi isimlerle anılmıştır. Pagan kaynaklarına baktığımızda bu 5. elementin aslında daha çok ruh ve yıldırım (elektrik) için kullanıldığı gözükmektedir. Günümüzde çok kullanılan astroloji ise binlerce yıl önce paganlar tarafından 5 element ile kullanılmıştır. İnanışa göre, her insanın içinde 5 element enerjisinden biri vardır. Bu enerji miktarları kişinin karakterini belirler:

Toprak: Doğurganlığı, korumacılığı ve şefkati temsil eder. Sembolü kadın veya ağaçtır. Sembolik sayısı 4’tür. ( Nature )

Su: Duygusallığı ve sevgiyi temsil eder. Sembolü yengeç veya balıktır. Sembolik sayısı 5’tir. ( Water )

Ateş: Güç, hırs ve aşkı temsil eder. Sembolü tilki veya aslandır. Sembolik sayısı 3’tür. ( Fire )

Hava: Adalet, denge ve maneviyatı temsil eder. Sembolü baykuş veya kartaldır. Sembolik sayısı 2’dir. ( Air )

Yıldırım: Zekâ, yaratıcılık ve çalışkanlığı temsil eder. Sembolü baykuş veya arıdır. Sembolik sayısı 6’dır. ( Sky )

Not: Yıldırım bazen Ruh veya ether olarak tanımlanmaktadır.

Not 2: Yıldırım ile Hava içiçe geçmiş elementlerdir.

Ruh: Tanrısallığı ve yaratıcılığı temsil eder. Sembolü insandır. Sembolik sayısı 1’dir. ( Soul )

PAGANİZMDE ÖLÜMSÜZLÜK

Elektrik binlerce yıl önce can olarak temsil edilmiştir, ancak beynin düşünürken elektrik akımı kullandığı ve ex durumunda bu elektrik akımının tamamıyla yok olduğu oldukça yakın döneme ait bir buluştur. Ayrıca yine mitolojik kaynaklarda ether gücünün cansız varlıklara can verebileceğinden bahsedilmiştir ve bu güç yine elektrik (yıldırım) olarak temsil edilmiştir. Ek olarak tanrının binlerce yıl gökyüzünde yaşadığının farz edilmesi, aynı zamanda ether gücünün de gökle bağlantılı olması ve insan ruhunu temsil etmesi, gökyüzünden toprağa doğru iniyormuş gibi görünen yıldırımın, sanki tanrı tarafından gökten yeryüzüne yollanan insan ruhuna benzemesi ilginç bir durumdur. Son olarak Paganlar insana en uzak elementleri ateş ve elektrik olarak görmüşlerdir ki, bildiğimiz gibi (kesme-yarma işlemi hariç) geri döndürülemeyen yaraların veya en net ölümlerin birçoğu elektrik akımı veya yanma yüzünden olur. Ayrıca yine bu yüzdendir ki, elektroşok gibi bir yöntem kalbin tekrar atmasını sağlayabilmektedir. Kısaca, paganlara göre doğa ile bütün olmak ve 5 elementin gücü ile sonsuz hayat mümkündür. Ancak tanrıça hariç kimse ölümsüz olamaz, çünkü 5 elementi yaratan doğa ananın kendisidir.

PAGAN RİTÜELLERİ VE CİNSELLİK

Paganizmde cinsellik çok önemlidir. İnsanın en önemli görevlerinden biri üremektir. Hıristiyanlık ve Museviliğin baskılarına ters olarak Paganizm kişiyi cinselliğe teşvik eder. Pagan inanışına göre kişi yaklaşık 15 yaşından sonra cinsel ilişkiye girebilecek düzeydedir ve girmelidir. Paganizmin ana tanrıçası Doğa Ana, doğurganlığın sembolüdür. Bu yüzden Tanrıçaya yaklaşmanın, onla bütün olmanın, ona ibadet etmenin en güzel yollarından biri cinselliktir. Paganlar cinselliğe doğal ihtiyaç, zevk ve ibadet olarak bakarlar.

Paganizmin en ilginç konularından biri ise, erkek eşcinselliğine çok sıcak bakılmamasına rağmen, kadın eşcinselliği yani lezbiyenliğin Paganizm’de tamamen doğal hatta bazı Pagan inanışlarında kutsal olmasıdır. Bunun nedeni ise, tanrıçanın dişi olarak görülmesi ve erkek yerine bir dişiye hayran olmanın daha onurlu bir davranış olduğudur. Hatta iki eşcinsel kadın ile bir adet erkekten oluşan üçlü cinsel ilişki yine aynı nedenle kabul görmektedir.

Paganizm’de bulunan ilginç cinsellik geleneklerden biri de ilişki sırasında sıvının kutsallığı üzerinedir. Öz paganizm hiçbir şekilde koruyucuları, kondom ve türevlerini tasvip etmez. İlişkiye girildiğinde sıvı alış verişi olmalıdır. Bu yüzden cinsel ilişki gibi aynı zamanda öpüşme ve eşlerden birinin vücudu ile diğer eşin oral teması da kutsal sayılmaktadır. Bu yüzden öz paganizmde aşkın elementi her ne kadar ateşse de cinselliğin elementi sudur.

Pagan inancına göre yaratmak Tanrıça’ya mahsustur. İki kişinin cinsel birleşmesi sonucunda üreme durumunda eşler bir nevi tanrıçanın işini yapmış ve kutsallaşmış –  tanrıçaya  yaklaşmış olurlar.

Sırf bu nedenlerle pagan ritüelleri genellikle cinsel birleşme üzerine kuruludur. Topluluk, aynı anda ritüel boyunca kendi eşleriyle cinsel ilişkiye girer. Diğer yandan, günümüzün neo-paganizminde bazı farklılıklar vardır. Neo-paganlar özel maskeler takarak, ortamdaki her erkeğin her kadınla ilişkiye gireceği, ağsal bir ritüel yaparlar. Buna göre, kimse maske yüzünden karşısındakinin kim olduğunu bilemeyeceğinden, farklı farklı kombinasyonlarla birleşmeler gerçekleşir. Herhangi bir gebelik istenmeyeceği için ise daima korunurlar. Ancak bu neo-pagan stili, sıvı alışverişi olmaması, cinselliğin kutsallığının bozulması ve üreme amacının ikinci plana atılması nedeniyle öz paganizm felsefesine aykırıdır.

BİR PAGAN DİNİ OLARAK HIRİSTİYANLIK:

Hıristiyanlık’ın kutsal sembolleri olan balık ve haç pagan kökenlidir. Haç, Zodyak takviminden, balık ise pagan burçlarından alınmıştır.

Zodyak takviminin eski versiyonlarında ortada güneş tanrısı yer alırken, Hıristiyanlık’ın yayılmasından sonra ortadaki tanrının yerini İsa almıştır. Güneş tanrısının kutsal günü olan Pazar günü (Latin dillerinde Güneş Günü, Sunday) olması ve aynı şekilde Hıristiyanlık’ın da kutsal gününün kutsal günün Pazar günü olması tesadüf değildir. İsa, pagan tanrılarından Güneş Tanrısının yerini almıştır.

İsa’nın kısaca 25 Aralık’ta doğduğu, çarmıha gerildiği, üç gün ölü kaldığı ve tekrar dirildiğine dair bir inanış hâkimdir. Ancak bu hikâye de aslen pagan kökenlidir. İnanışa göre eski pagan tanrılarından Horus, Attis, Krishna, Dionysus ve Mithra da aynı şekilde 25 Aralık’ta doğmuş, çarmıha gerilmiş, üç gün ölü kalmış ve tekrar dirilmiştir.

Peki, neden 25 Aralık? Bu olay tamamen astrolojiktir. İsa’nın lakaplarından “doğunun yıldızı” aslında Sirius denen bir yıldızdır ve onu takip eden 3 adet “3 kral” adında yıldız bulunmaktadır. Tahmin edeceğiniz gibi Hıristiyanlık’ta da üç adet kral İsa’yı takip etmişlerdir. 25 Aralık ise güneşin doğum ve batımıyla ilgili bir tarihtir.

Size bırakacağım bir konu, paganizmdeki kutsal üçlü (Holy Trinity) ile hıristiyanlık’ta ki kutsal üçlü (Holy Trinity) inancını karşılaştırınız, tamamen aynı olduğunu göreceksiniz. Birisinde kutsal ruh, baba ve oğul varken, diğerinde kutsal ruh, doğa anne ve bakire bulunur.

Bir fıkra: Bir gün adamın biri Vatikan’ı ziyaret eder ve oradaki kardinal ve rahiplere “Hıristiyanlık bu değil, dini bozdunuz” diye sitem eder. Kardinaller ise “evet biliyoruz, gerçek Hıristiyanlık bu değil der”. Daha sonra Kardinallerden birisi eliyle duvardaki İsa figürünü göstererek “ ancak durum öyle bir hal aldı ki, İsa gökten inip din bu değil dese, onu da aforoz ederiz.” der.

MUSEViLİK’TE ETKİLEŞİMLER:

Museviliğin büyü ve çeşitli gizli öğretiler içeren alt kolu olan Kabbala, yoğun miktarda pagan kökenli inanışlar ve teknikler barındırır. Bunun dışında İslam’daki çoğu etkileşim Musevilik’te de oluşmuştur. Örneğin, Musevilerin dua ettikten sonra söylediği “Amen” (veya İslam’da Amin), Mısır tanrısı Amon’dan gelmektedir. Benzer şekilde dua ederken ellerin aldığı pozisyon, Tanrının gökte olduğu varsayımı ve ışığın kutsallığı da Sümer mitolojisine dayanır.

İSLAM’DA ETKİLEŞİMLER:

Ağaca çaput bağlamak, türbelere ziyarete gitmek, mezar taşı kullanmak ve daha birçok gelenek, paganizmden İslam’a geçmiş çeşitli alışkanlıklardır. Hemen hemen bütün İslam ülkelerinde benimsenmiş kubbe şeklinde cami yapımı aslen, Bizans’tan alınmıştır. Bizans İmparatorluğu ise tanrıça Kibele etkileşimleri ile kubbe mimarisini geliştirmiştir. Kubbe, Kibele’nin sembolüdür. Hatta tarihteki ilk kubbe şeklindeki yapı, Roma’da Milattan Önce 27-25 yılları civarında yapılan, pagan tanrıları için tapınak olan Pantheon’dur. Ayrıca yeşilin ve doğanın kutsal kabul edilmesi paganizm ve İslam’ın bir diğer ortak özelliğidir.

MODERN PAGANİZM
GÜNLÜK HAYATTA PAGAN KÖKENLİ İNANIŞLAR

Yılbaşı kutlaması ve Çam Ağacı Süsleme ( dünya ağacı inancından )

Cadılar Bayramı ( gothic paganizmden )

Paskalya ( doğa ana inancından )

İslam ile paganizmin karışımı olan Alevilik ( Anadolu paganizminden )

Nevruz ve Ateş Üzerinden Atlama şeklinde yapılan kutlamalar ( doğacılıktan )

Hıdrellez ( doğacılıktan )

Sevgililer Günü ( doğa ana inancından )

Türbe Ziyareti ( ölümsüzlük ve doğa ana dengesi inancından )

Camilerin Kubbe şeklindeki mimarisi, Kibele etkileşimi ( Kibele’den )

İngilizce, Almanca ve birçok Avrupa dilinde gün isimleri ( Avrupa paganizminden )

Dilek, ibadet ve anı amacıyla mum yakmak ( paganizmden )

Dilek ağacı ve ağaca çaput bağlamak ( dünya ağacı inancından )

Nazar boncuğu ( şamanizmden )

Saygı Duruşu ( doğacılıktan )

Tütsü ( wiccadan )

Astroloji ve Fal ( wiccadan )

Hıristiyanlığın büyük bölümü ( paganizmden )

Birçok ülkenin bayrağında bulunan beş köşeli yıldız ( pagan inancındaki 5 ana elementten )

Uğurlama amacı ile gidenin arkasından su dökmek ( paganizmden )

Merdiven altından geçmenin uğursuz sayılması ( Keltik üçlü ay tanrıçasından )

Birçok batıl inanç ( çoğunluk olarak şamanizmden )

Suya para atarak dilek dilemek ( doğa ana inancından )

Tahtaya Vurmak ( dünya ağacı inancından )

WICCA (VIKA) VE CADILIK

Son zamanlarda Da Vinci Şifresi, Harry Potter serileri, Avatar, Şirinler, the Emerald Forest vs. gibi Paganizm destekçisi filmlerin etkisiyle Wicca’ya olan ilgi oldukça fazla oranda arttı. Bu tür filmler normalde paganizm kültürünü seyirciye vermesine rağmen, kişiye içinde büyüyü, efsaneyi ve eğlenceyi barındıran tarihi olmayan ve sonradan meydana gelmiş Wicca felsefesi daha kolay gelmiştir.

Wicca aslında olmayan bir felsefedir. Ortaçağ’da Katolik Kilise’sinin, sayıları aşırı artan Paganları yok etmek için, binlerce pagan kadınını büyücü iddiasıyla çarmıha gerip, yakarak öldürmesi bir soykırım ve Wicca’nın temelleridir. Aslında paganlar büyüye önem vermiştir ama hiçbir zaman cadı olamamıştır, ancak ne var ki Katolik Kilise’sinin Wicca etkileri günümüzde hala devam ediyor. Yapay kültür Wicca ise yükselişini sürdürüyor.

BÜYÜ İLE DOĞA ENERJİSİNİN FARKI

Öz paganizm’de büyü kavramı, günümüzdekinden farklıdır. Doğa ile bir olmayı başarmış, tanrıçayı hissetmiş kişiler, ki bu kişilerin cinsiyeti tanrıçaya olan yakınlıkları nedeniyle genellikle dişidir, doğa enerjisini kullanarak büyücülük kültürüyle uğraşmışlardır. Sanılanın aksine paganizmde büyücülük şişe şişe kimyasal maddelerin karıştırılması, hayvan dışkıları ve vücutlarından parçaların bir kazan içinde birleştirilmesiyle oluşturulmuş iksirler değildir. Evet, hayvansal maddeler ve kazanlar kullanılmıştır ancak yapılış düzeni daha farklıdır. Doğanın birincil enerjisi olan Toprak elementi öncülüğünde 5 ana elementten yararlanılarak çeşitli tılsımlar yapılmaya çalışılmıştır. Doğa enerjisini almanın en kolay üç yolu ise, cinsel ilişkiye girmek, tanrıçaya tapınmak ve doğa ile bir bütün olmaktadır. Genelde pagan büyücüleri üçüncü yolu seçmiş ve doğa ile bütün olmak için çeşitli hayvanların vücutlarını, dolayısıyla onların vücutlarında bulunan element ve enerjileri kullanmaya çalışmışlardır. Diğer yandan günümüzde büyü olarak kabul edilen ve “cinlerin dahil olduğu” olay, şamanizmde ve İbrani kültüründe daha ağır basmaktadır.

İSLAM İLE MUSEVİLİK KARDEŞ DİNLER:

Hıristiyanlıkta geçen tanrı daha doğrusu tanrıça, paganizmin üçlü ay tanrıçasından gelmektedir. İsa’nın sokulduğu kalıp ise direk olarak güneş tanrısının yeridir. Hıristiyanlığın temelini oluşturan kutsal üçleme ise tanrıça paganizminden gelmektedir. Bunun dışında Musevilik ile İslam’daki benzerlikler oldukça fazladır. Musevilik ve İslam’ın tanrısı ister adı Allah olsun ister Yehova (Yahveh) olsun yasakları, serbest bıraktıkları ve davranış tarzıyla neredeyse aynıdır. Hıristiyanlığınki ise farklıdır çünkü Hıristiyanlık çok büyük oranda bozulmuştur ve başka dinlerden etkilenmiştir. Bu yüzden İslam ile Musevilik Hıristiyanlığa göre birbirine çok daha yakındır. Hıristiyanlık ise İbrahimi dinlerden çok bir pagan dinine benzemektedir.

BÜTÜN DİNLER ORTAKTIR

Daha önce söylediğim gibi, Âdem ile Havva’nın yaratılış dini ile, hemen sonrasında bozulmuş öz paganizm, ondan doğan paganizm, daha sonra yayılan ancak paganizmden etkilenen bir Hıristiyanlık, Musa dini Musevilik ve son din İslam birbirine ayrıntıda oldukça uzak olsalar da, pratikte aynı köke sahiptirler. Bu durum da bütün dinlerin tek bir kaynaktan yayıldığı, mono deistik inancı güçlendirir. Hemen hemen bütün dinlerde mutlak güçlü bir tanrı figürü, tanrıya ulaşmak için gerçekleştirilen çeşitli dua türleri, kutsal günler, bayramlar, benzer ahlaki kurallar ve de en önemlisi ilk insan inancı bulunmaktadır. Paganlar bütün dünyanın tek bir kadından oluştuğunu kabul ederken, İbrahimi dinler bu kadının Havva olduğunu, genetikçiler ise Lucy adını verdikleri bir insansıdan bütün insanlığın çoğaldığına inanırlar. İsim ne olursa olsun, paralellik olağanüstüdür.

Yardım Alınan Kaynaklar:
İngiliz Holy Trinity Anglikan Kilisesi
Michael York, Paganism as Root – Religion
The Gnosis Archieve
Jewish Encyclopedia
The Pagan Federation – Britain and Ireland

Reklamlar