Etiketler

, , , , , ,

Yıllar önce okuduğum ama gerçekten büyük bir yazarın doğuşunu müjdeleyen, son derece akıcı üç kitabın sahibi Hande Altaylı. Aşka şeytan karışır, Maraz ve Kahperengi. Hepsinden tek tek bahsetmek zor, ama Kahperengi’nin arka kapağıyla sizi baş başa bırakıyorum:

O sabah yatakta gözlerini açtığında ise kendini iyi hissetmiyordu. Bir gece önce Fırat’ı görmek dengesini altüst etmişti. Geçmişin asla sandığımız kadar uzakta kalmadığı gerçeğiyle yüzleşmek, yeteri kadar uzağa gidemediği kaygısı doğuruyordu. Yoksa yıllar geçtikçe güçleneceğine, zayıflıyor muydu insan? Olgunlaşacağına koflaşıyor, dayanıklılığını yitiriyor muydu? Öğreneceğine unutuyor, bildiklerinden şüpheye mi düşüyordu? Geride bıraktığı onca şeyden ve onca yıldan sonra böyle yaprak gibi titremek, kendini başa dönmüş gibi hissetmesine yol açıyordu. Yürümüş,yürümüş ama hiçbir yere gidememişti. Belki de dünyanın yuvarlak olması, daima başladığın yere, yani kendine döneceğin anlamına geliyordu.

Küçük bir Anadolu kasabasından İstanbul’un ışıklı gecelerine uzanan bir yolculuğun hikayesi. Sevginin değil, mecburiyetin bir arada tuttuğu bir ailede büyüyen Narin ilk kez aşık olduğunda yolların nihayet daha büyük yollara bağlandığını, o büyük yolların da başka şehirlere, ülkelere kavuştuğunu anlar. Ve biri gittiğinde arkasında bir yol bıraktığını. Ama o yolların nefrete, ihanete de açıldığını anlaması için aradan yılların geçmesi, dostlukların sınanması, kaybedilenlerin bulunması gerekecektir.

Kitabın keyfini okuyarak alırsınız, çok tavsiye ediyorum. Sürprizi kaçmaması açısından kitabı anlatmadım, arka kapağını yazdım. Kimbilir belki yeni romanı da yakında gelir:)

Ama siz siz olun tek tarzla kendinizi kısıtlamayın, türler arası (gerilim, psikolojik, anı, tarih) en iyilerini okuyun.

Twitter’daki gibi şerefine Hande diyorum:) Bizler seni yine yeni kitaplarınla okuruz.

 

Reklamlar