Etiketler

, , , , ,

Kitap Adı: Yaşam,Sevgi ve Kahkaha     Varoluşunu Kutlamak  

Yazar: Osho

Yayınevi: Butik Yayıncılık, 2010

Yaşam sevinci veren, yaşama ciddiyetle değil mizahla, sevgiyle yaklaşmanın özünü anlatan eşsiz bir kitap. Şiddetle tavsiye ederim.

Kitaptan altını çizdiğim bazı güzel deyişlerle sizleri baş başa bırakıyorum:

– Yaşam kendi içinde anlamlı değildir. Boş bir tuval gibidir. Anlamın yaşamın içinde yaratılması gerekir; anlam önceden verilmez. Sana özgürlük verilir, sana yaratıcılık verilir, sana yaşam verilir. Anlam yaratmak için gerekli olan herşey verilir. Anlamı oluşturan temel unsurların hepsi verilir, ama anlam verilmez, anlamı sen yaratmak zorundasın. Üzerine bir resim yap! 

– Sevginin en üstün hali asla bir ilişki değil, sadece senin var olma halindir.

– İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheciler olmayı öğrenir. Ve bu o kadar yavaş, o kadar küçük dozlarda olur ki, başına gelene karşı asla uyanık değilsindir. Bu gerçekleştiğinde, artık çok geçtir. İnsanların “tecrübe” dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli derler: Onun çok deneyimli, çok akıllı, çok kurnaz bir insan olduğunu, onu kimsenin kandıramayacağını söylerler.

– Belki onu kimse kandıramaz, ama o kendini kandırır. Değerli her şeyi kaybetti; hepsini kaybetti. O zaman tuhaf bir olay meydana gelir: İnsanlar, başka insanları sevemez, çünkü insanlar çok aldatıcı olabilir; nesneleri sevmeye başlarlar. Büyük bir sevgi ihtiyacı olduğu için, onun yerine koyacak bir şeyler koymaya devam ederler: Kimisi evini sever, kimisi arabasını sever, kimisi elbiselerini sever, kimisi parayı sever.

– Hayat neşeyle karşılanmalıdır! Yaşam o kadar kahkahayla dolu, o kadar inanilmaz, o kadar komiktir ki, için tamamen kurumadıkça, ciddi olamazsın. Yaşama mümkün olan her yönden baktım. Neresinden bakarsan bak, hayat her zaman komiktir. Giderek daha da komikleşiyor! Yaşam, ahiretin güzel bir armağanıdır.

– Her tür ciddiyete karşıyım. Benim yaklaşımım mizahtan yanadır ve en önemli özellik mizah duygusudur – hakikat değil, Tanrı değil, erdem değil, mizah duygusu. Bütün yeryüzünü kahkahayla, dansla, şarkıyla doldurabilirsek, yeryüzünü bir keyif karnavalına, bir ışık festivaline dönüştürebildiğimizde, dünyaya ilk kez hakiki bir gerçeklik duygusu getirmiş olacağız.

– Yaşamın anlamını bir doktrinde, bir felsefede, dini bir inançta arıyorsan, hem yaşamı hem de anlamını kaçırmanın kesin yolu budur.

– Yaşam zaten orada, senin içinde kaynıyor. Bu nedenle, eğer yaşamın ne olduğunu bilmek istiyorsan, hatırlanması gereken ilk şey, onu asla dışarıda aramamak, asla başka birisinden öğrenmeye çalışmamaktır.

– Yaşamın ne olduğunu öğrendiğinde, ölümün ne olduğunu de bileceksin. Ölüm yaşamın sonu değildir; aslında bir yaşamın tamamlanması, bir yaşamın giderek yükselmesi, zirveye, son noktaya ulaşmasıdır.

– Ölüm her dakika gerçekleşir. Nefes vermek ölüm, nefes almak yaşamdır – ikisi bir öküz arabasının iki tekerleği gibidir. Ölmeyi durdurursan, yaşayamazsın (Nefes vermezsen nefes alamazsın)

– Ego ve yaşam karşıttır. Ego hem yaşama hem de ölüme karşıdır. Yaşamaktan korkar, çünkü yaşam için her çaba, her adım ölümü yakınlaştırır. Kendi çarmıhını taşıyan İsa’nın anlamı çok basittir: Herkes kendi ölümünü sürekli taşımak zorundadır, herkes her an ölmek zorundadır, herkes çarmıhın üzerinde olmak zorundadır, çünkü tam olarak yaşamanın tek yolu budur.

– Bir insan kendinde aşkın olanı bildiği zaman, ölüm Tanrı’nın öbür yüzünden başka bir şey değildir. O zaman ölüm bir danstır. Sen ölümün kendisini kutlamaya muktedir olmadıkça, yaşamı kaçırdın demektir. Bütün yaşam bu son için bir hazırlıktır.

– Yaşam senin yaşamındır, başka kimsenin değil. Sana başkaları tarafından emredilmesine izin verirsen – belki ebeveynlerin, toplumun, eğitim sistemin, politikacıların, din adamların, her ne iseler-, kendi yaşamını kaçırırsın.

– Gerçekten asi olan, dik başlı değildir, çok alçakgönüllüdür. “Hatalı olabilirim ama lütfen kendime göre hatalı olmama izin verin.” der.

– Kesinlik arıyorsan, öyle ya da böyle tuzaklardan birine düşersin. Kesinlik arama, anlayış ara. Kesinlik sana ucuz yoldan verilebilir, bunu sana herkes verebilir. Ancak son tahlilde, kaybeden sen olacaksın. Yaşam kesin değildir, yaşam güvenli değildir. Kişi ne olacağını asla bilemez. Öngörülebilir olsaydı, hayat yaşanmaya değer olmazdı. Özgürlüğün güvenilmezliğe ve belirsizliğe ihtiyacı vardır. Gerçek bir zekaya sahip insan her zaman kuşkuludur, çünkü güvenecek, dayanacak hiçbir inancı yoktur. Dikkat etmek ve karşılık vermek zorundadır.

– Güvenlik arama, hayatını nasıl yaşayacağına dair nasihat arama. Hayatı yaşamaktan çok, onu öldürmekle ilgileniyorsun. Sana dayatılacak bir öğreti istiyorsun.

– Hatalar yapmayacağını söylemiyorum, yapacaksın. Sadece tek bir şeyi hatırla – aynı hataları tekrarlama. Bu kadarı yeter. Her gün yeni bir hata bulabiliyorsan, onu yap.

– İki yaşam asla ve asla aynı değildir.

– Sevginin çevresinde evliliği yarattığın zaman güvenlik yaratıyorsun. Yapılamıyacak bir şeyi yapıyorsun – sevgi yasallaştırılamaz. Evlenilmemesi gerektiğini söylemiyorum, fakat gerçek olanın sevgi olduğunu hatırla. Sevgi ölürse, evliliğin değeri yoktur.

– Her an geçmişi bırak. Onu bırakmayı hatırla. Her an içsel evini geçmişten temizle. Psikolojik anıların hepsinin bırakılması gerekir.

– Gelecekten hiçbir şey bekleme. Onu bozma. Çünkü bütün beklentilerin gerçekleşirse de mutsuz olacaksın. Mutluluk ancak sürprizle mümkündür. Sorun beklediğin için ortaya çıkıyor. Geleceğe ilerleme. Beklentileri bırak.

– Asla Tanrı’yı sorma. Onu göremiyorsan, bu sadece senin gözlerinin göremediğini gösterir. Tanrı şimdi buradadır. Var olan her şey, Tanrı’nın içindedir.

– Bir kuruluşa katılarak dindar olamazsın, hatırla- din, ait olunacak bir kuruluş değildir. Dindar olmak için en içerideki özünde, gerçek özünde bir din doğurmak zorundasın . Din Hristiyan olmakla değil, İsa olmakla, Müslüman olmakla, Budist olmakla değil, Buda olmakla doğar.

– Sevginin ıstırabı budur: Onu kaçırabilirsin. Onu ortaya çıkaramaman için her olasılık mevcuttur – korku, titreme, keder, kaygı bu yüzden: Bunu başarabilecek miyim? Sevgiye ulaşabilecek miyim? Sevgiye akabilecek miyim?

– Sevgiye ulaşmak için dört adım: 1. Şimdi burada olmak. Düşüncelerini değil, duygularını dinlemek.

2. Zehirlerini bala dönüştürmeyi öğrenmek

3. Paylaşmak. (Olumsuzluk olduğu zaman kendine sakla, olumlu olduğun zaman paylaş)

4. Hiçbirşey ol.

– Ego bir yara gibidir. Ego olmadığında, hiç acıtmaz. Birisi seni aşağılasa bile acıtmaz, sen yoksun -seni nasıl aşağılayabilir? Galip gelmek istediğin için yenik düşersin. Ego olmasa, yengi ve yenilgi arasındaki fark nedir? Başarı ve başarısızlık arasındaki fark nedir? Ego olmadığında basit bir biçimde yaşarsın. Ve bu basit yaşam, dindar yaşamdır.

– Dünyada yaşa ama dünyanın sende yaşamasına izin verme. O zaman kalabalığın içinde bile yalnız olacaksın… ve kalabalığın içinde bile öbür kıyıyı göreceksin. Becerikli ol. Sev, fakat sevginin ihtirasa, bağlılığa, bağımlılığa, köleliğe dönüşmesine izin verme. O zaman çok sev. O zaman korku yoktur. Severek, öbür kıyıya hiçbir zorluk olmadan geçebileceksin.

– Hiçbir yere kaçma. Kaçmak için sarf ettiğin gayretin daha fazlasını farkında olmak için göster. Hiçbir yere kaçmadan, kalbinde bir mağara yaratacaksın.. ve orada yaşamaya başlayacaksın.

– Düşünmekten ziyade daha çok hisset.

– Düşünce en büyük sahtekardır, çünkü düşünce insanın evreni anlama çabasıdır ve sevgi Tanrı’nın insanı anlama çabasıdır.

– Sevgi, Tanrı’nın seni bulmasıdır. Sevgi, Tanrı’nın elinin seni araması, seni okşamasıdır. Bu nedenle, sevgiyi idare edemezsin. Aklı idare edebilirsin. Sevgi ortaya çıktığı an, etkini kesin olarak kaybedersin.

– Onları affetmek zordur, onlara saygı göstermek çok çok zordur. Fakat anlarsan, onları affedersin.

– Sahip olmaya başladığın her seferinde, sevgiyi öldürüyorsun.

– Kalbi işlevini yerine getiren tek bir politikacıyla dahi karşılaşmadım. Kalp tamamen ölüdür- fakat sevilme, ihtiyaç duyulma, saygı duyulacak birisi olma gereksinimi oradadır. O gereksinimi doyurmak için politikacı kalabalıkları toplar.

– Güç, sevgi ihtiyacını doyuramaz. Büyük krallıklara sahip olabilirsin ama ancak seninle uyum içinde çarpan bir kalbe sahip olursan, o zaman doyumu hissedersin.

– Ciddiyetsiz ol. İçten ol, samimiyetsiz olma. Samimiyet başka bir şeydir; ciddiyet tamamen farklıdır. Varoluşa karşı samimi ol, o zaman gerçek olacaksın; bu kozmik oyunun parçası olacaksın.

– Sevgi ölür mü, ölür. Zamanın olduğu yerde kişinin ölümü kabul etmesi ve hiçbir şikayet, hiçbir kin olmadan elveda demesi gerekir, çünkü bir şey bitmişse ne yapabilirsin? Zamanın olduğu yerde işlerin doğası budur, başlar ve biterler.

– Seks konusunda benim yaklaşımım, ne dünyevi, ne de başka dünyalara aittir. Benim yaklaşımım bir şeyi reddetmek değil, onu kullanmaktır. Sana verilen her şey değerlidir. Değerini bilebilirsin, değerini bilmeyebilirsin, fakat o değerlidir; öyle olmasaydı, varoluş onu sana vermiş olmazdı. Sevgini daha çok ibadete dönüştürmek, seksini daha sevgi dolu bir hale getirmek zorundasın. Yavaş yavaş, seks kutsal bir faaliyete dönüştürülmeli, yükseltilmelidir.

– Kutsanmışsın. Gerçekten yoksul olanlar, hiç aşık olmamış ve hiç acı çekmemiş olanlardır. Onlar hiç yaşamamışlardır.

– Yalnızca çocuksu insanlar, birbirlerini tanıdıklarını düşünürler. Kendini bile tanımıyorsun, sevgilini tanıdığını nasıl düşünebilirsin?

– Bütün bu insanlar neden bu kadar üzgün duruyor? Gözleri neden bütün ümitlerini kaybetmiş gibi bakıyor? Sebep basittir; sebep tekrardır. İnsan zekidir; tekrar sıkıntı yaratır. Sıkıntı bir üzüntü getirir, çünkü kişi yarın ne olacağını bilir ve yarından sonraki gün… mezara girinceye kadar aynı şey, aynı hikaye olacaktır.

– İnsanlar, başkalarına güler, fakat asla kendilerine gülmezler. Bunun öğrenilmesi zorunludur. Kendine gülebiliyorsan, ciddiyet evini senin içinde kuramaz. Kendine gülmek egoyu öldürür ve dünyada hareket ettiğinde daha geçirgen, daha hafif olursun. Başkalarına gülmek bencilliktir; kendine gülmek ise büyük alçakgönüllülüktür.

– Sırf dünya bu kadar saçma olduğu, sırf durumun bu kadar saçma olduğu için. Bütün olay o kadar saçmadır ki insanın gülmesi gerekir.

– Biraz aptal olman gerekir. Aslında bilgeliğin en yüksek noktası içinde daima aptallık taşır, dünyanın en büyük bilgeleri aynı zamanda en büyük aptallardı.

– Aptallar sözüm ona bilgelerden daha sağlıklıdır. Anda yaşarlar ve aptal olduklarını bilirler, bu yüzden de başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünden endişe etmezler. Uzun yaşarlar ve son gülen olurlar.

– Bir erkek olma ve bir kadın olma: Her ikisi de ol ki hiçbiri olmayasın. Bilge olma, aptal olma: Her ikisi de ol ki ötesine geçebilesin.

Diğer kitap incelemelerime buradan ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar:)

Reklamlar