Etiketler

, , ,

Haneke’nin son filmini seyrettikten sonra, filmin adının ‘Aşk’ olmasının, filmin ehliyeti olduğunu düşündüm. Uzun zamandır hiçbir filmde olmadığı kadar, durmadan aklıma geldi izlerken filmin adı. Seren’in filmini düşündüm sonra.

Bu anlamda bir paralellik kurdum kendimce iki film arasında. Adı, ehliyeti olan iki iyi film. İyi ne kelime, iki çift ıslak dudak, öpüşten yeni gelmişler, rüyalarımıza girmişler, ıslak yataklara uyanmışız… Seren’in filminin adını düşünmeye devam ettim. ‘Çoğunluk’. Bende, geç saatte yemek yemişsin hissi yaratır, yatmadan kokoreç yediğin gecenin sabahıdır çoğunluk, hazımsızlık ve mide yanması. Toksun, doymamışsın, dolmuşsun, tıka basa… Seren, sağ olsun, iki gözümün arasına soğuk bir taş koymuştu anlatırken onları. Azınlık kim diye düşündüm sonra, evrende dünyalılar, dünyada bizim buralar, buralarda kim azınlıklar, Ermeniler, Kürtler, Rumlar, fark ettim ki yanlış yoldayım, sayısı az olup hor görülenleri değil, sayısı çok olup, yok sayılanları arıyordum. Aslında azınlığın değil, gizli çoğunluğun peşindeydim.

Eşcinseller mesela ama daha çok da ateistler… Çünkü sakin, kendi halinde bir eşcinsel insan bir yana, en sirkli varoluşlar, en taşkın makyajlar, kesilen penisler, dikilen göğüsler, hepsi kabul görür bizde, yeter ki Eyüp Sultan’ın yolunu bilsinler. Gizli kapılar ardında ne halt ederlerse etsinler, yeter ki kaldırsınlar ellerini, aynı Allah’a dua etsinler, hele bir de sesleri güzelse, kabristan kuşlarına, kasidelerle eşlik etsinler. Ama ‘Allahsız’ biri, ‘Allah korkusu’ olmayan biri, herkesi korkutur… Başbakan, gönülden ya da gönülsüz, fark etmez, Kürt, Roman, Çerkez, Yahudi, herkesi katar birlik beraberlik konuşmalarına, en ojeli erkekle de el sıkışır çok gerekirse ama aklından bile geçirmez herhalde ateist vatandaşlarını kürsüden selamlamayı. Oysa ne çoktur ateistlerin sayıları… En başta, çoğu dindar, kendi dini dışındaki dinlerin hepsine fevkalade ateisttir. Bizim peygamber falan ettiği için filan olmuş der biri, o falanı bizimki etti bir kere, filan da senin babandır der öbürü, yok yere kıyamet kopar. Akıl, sağduyu, Erdek’ten Mars kadar uzaktır iş buralara gelince, yaldızlı yıldızlı kumaşlar yakılır, bombalar patlar, çocuklar ölür, ki zaten yaşamak hiç ‘cool’ bir şey değildir, ölmek kavuşmak, şehitlik mertebedir. Bir bakıma anlayabiliyorum bunu, müthiş bir falcı tavsiye etseler bana, her işini çözecek, koş, seni bekliyor deseler, kalkıp gitsem bende mesela, oturdum diyelim bekleme odasında sıramı bekliyorum, beş on dakikaya gireceğim içeri, çok uzasa yarım saat, falcı için oradayım, tek amacım içeri girmek, herhalde yerleşmem bekleme odasına, duvarları falan boyamam zevkime göre, ne bileyim, kettle falan taşımam evden ta oralara, diş ipimi götürmem, manası yok, durur beklerim, çok sıkılırsam kalkar yürürüm biraz, sıram gelecek nasıl olsa, birazdan içerideyim. Falcıya bel bağlayan için, hayat bekleme odası.

İnsanlık serüveni, ikna etmek ve ikna olmak üzerine şekilleniyor, edenler var, olanlar var. Din, ikna masasının en lezzetli mezesi. Yiyen müptela oluyor, yedirenler hep virtüoz şefler, elleri de dilleri de hünerli, bir sofistikasyon bulutu yaratarak ve aralarda mutlaka birdenbire ağlayarak konuşmak bile, milyonları hipnotize edebiliyor. Duyguların aniden dışa vurulması her zaman derinden etkiler çünkü insanları. Karşınızdaki insan size bamya tarifi verirken, birden “Sana âşığım ben” derse etkisi sarsıcı olur. Şeflerin aniden kendilerinden geçişleri de aynı esas üzerine kurulu. Beden dilinin kusursuz devamlılığı da hipnozun kilit unsurlarından, hele bir de etkili bir tiki varsa şefin, tutabilene aşkolsun.

Sadece eğitimsiz insanlar değil, kendi aklından utanıp, saklayacak yer arayan çoğu kişiler, o halılarda, o odalarda kurtuluyorlar akıllarından, toplu bir aklın askeri oluyorlar. İnanç sahibi olmak başka şey, aklını halılarda bırakmak başka, Vatikan bahçeleri başka. Oysa ne kıymetlidir insan aklı, aynı din kitapları gibi, yerlere konmaz, hep yukarılarda durmalı.

 

http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=radikalyazar&articleid=1114290&yazar=berkun-oya&categoryid=41

Reklamlar