Etiketler

, , ,

“Araba devrilince yol gösteren çok olur” derler. İşler yolunda giderken (ya da öyle gözükürken) kimse sesini çıkarmaz ama teker dönmediğinde, vites kırıldığında ya da çamura saplandığınızda herkes uzman olur, herkes yol gösterir.

Türk e-ticaretini bir arabaya benzetelim. Yeni sayılabilecek bir araba. Boş bir yolda ilerliyor, son zamanlarda sürekli bir hızlanma halinde. Tekerlekler yeni, süspansiyonlar sağlam. Ama silecekler çalışmıyor sanki. Yüksek hıza çıkarken ise direksiyonda hafif bir titreme oluyor. Sanki bir de hız göstergesi doğru hızı göstermiyor ve bu durum bazılarının hoşuna gidiyor.

Araba devrilmeden yol göstermek değil ama Türk e-ticaretinde konuşulmayan ne varsa konuşalım, biraz yaramazlık yapalım istiyoruz. Geçtiğimiz birkaç ayda birkaç tane birden e-ticaret şirketinin kapanmış olması da bahanemiz olsun.Her bölümünün ayrı ayrı ve daha da detaylı ele alınması gerektiği, moral bozucu bir yazı olabilir. Emniyet kemerinizi takın lütfen.

  1. Türk insanının ekonomik durumu ve online alışveriş alışkanlıkları
  2. Türk e-ticaretinde şişirilen rakamlar
  3. Kapanan Türk e-ticaret şirketleri
  4. Türk e-ticaret “egosistemi” ve içi boşaltılan “girişimcilik” kavramı

1. Türk insanının ekonomik durumu ve online alışveriş alışkanlıkları

Sektörün sağlıklı bir şekilde büyümesi için çok basit olan gelir gider dengesinin gelir (yani satış) lehine olması gerekiyor. Bunun için de tüketicilerin internetten daha fazla alışveriş yapması ve böylece satıcıların daha fazla kazanması lazım (karlı satış ile beraber).

Şimdi sürekli birbirimizin kafasını okşadığımız o ufak sektörel görüşmelerden sıyrılıp dışarıya kulak kabartalım: İnternetten alışveriş hala güvenli değil, internetten satış yapmak karlı değil ve tabi internetten alışveriş yalnızca ucuz ise yapılır.

TÜİK’in Şubat 2013′te yayınladığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması‘na göre tüketicilerin ucuz ürün tüketme oranı 2011 yılında yüzde 55,7 iken, 2012 yılında yüzde 56,5′ya yükselmiş. Ayrıcaborçlanmada yüzde 32,3′ten yüzde 36,7′ye artış yaşanmış ve tasarruf yapabilmede ise yüzde 26′dan yüzde 24,7′ye gerileme olmuş.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla rakamlarına bakıldığında ise 2011 yılında yüzde 8,5 büyüyen Türkiye, 2012′nin ilk üç çeyreğinde yalnızca yüzde 2,6 büyüyebilmiş durumda. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’inbeklentisi ise yüzde 4 civarındaydı. Son olarak Haziran 2012 itibarıyla kişi başına düşen milli gelir bir yıl öncesine göre 280 dolar azalışla yıllık 10 bin 223 dolar civarında. Yani 1 yıl öncesine kıyasla daha fakiriz.

Yine TÜİK’in bir başka anketine göre tüketicilerin yüzde 77′si ihtiyaç duymadıklarından, yüzde 33′ü fiziksel mağazayı tercih ettiklerinden ve yüzde 28′i de güvenmediklerinden dolayı internetten alışveriş yapmıyor.

Yani Türkiye’de yaşayan tüketicinin ekonomik anlamda çok rahat bir durumda olmadığını ve online alışveriş sitelerinin tüketicileri henüz tam anlamıyla ikna edemediğini anlıyoruz.

Birkaç rakam daha var.

MasterCard Türkiye için Yöntem Araştırma tarafından yapılan MasterIndex E-ticaret Araştırması Aralık 2012 verilerine göre tüketicilerin yüzde 85′i henüz hiç online alışveriş yapmamış durumda. “Neden internetten alışveriş yapmıyorsunuz?” sorusuna yüzde 65 ile “ürün kalitesini görmeden almak istemiyorum” ve yüzde 39 ile “kişisel belgelerin paylaşımı güvensiz” cevabı gelirken, “neden internetten alışveriş yapıyorsunuz?” sorusuna ise yüzde 47 ile “fiyatlar avantajlı” cevabı gelmiş.

Yani internetten alışveriş zayıf bir deneyim sağlıyor, güvenli değil ve ancak ucuz olduğunda mantıklı!

Başka bir şekilde bakalım: E-ticaret şirketi sahipleri henüz alışveriş yapmamış olan sonraki 1 milyon kişiyi arıyorlar ancak bu kişiler geçtiğimiz seneye göre daha fakir ve internetten alışveriş yapmak onlar için cazip değil.


2. Türk e-ticaretinde şişirilen rakamlar

Türkiye’de içinde teknolojinin yer aldığı herhangi bir iş kolunun (ve aslında teknolojinin olmadığı birçok alanın da) yurt dışındaki örneklere kıyasla geriden gelmesine şaşırmamız komik olur. Türkiye hala gelişmekte olan bir ülke. Hala el yordamıyla hareket ediliyor, hala günlük iş hallediliyor (“hallederiz” vs “bir yolunu buluruz”). Uzun vadede takdir edilmek adına kimsenin kısa vadede acı çekmeye (sistem kurmak, ölçüm yapmak, veriler üzerinden organizasyon geliştirmek) veya dürüst davranarak ciddiye alınmamaya (“yatırım alamadı” vs “bu sene büyüyemedi”) tahammülü yok.

Sektörün uzmanlarının son zamanlarda bayıldığı bir mevzudan bahsedeceğim. Geçtiğimiz yılın son aylarına kadar Türk e-ticaretinin hacminden bahsedildiğinde aslında bu hacmin “internetten kartla yapılan ödemeler” olduğu ve ama bunun gerçek e-ticaret verisi olmadığı kimse tarafından dillendirilemiyordu. Çünkü sektörün büyümeye ve hatta pohpohlanmaya ihtiyacı vardı. Kimsenin küçük görülmeye, acı çekmeye tahammülü yoktu. Birçok kişi bu suni büyümeden nemalandı ve koltuğunu sağlamlaştırdı.

Bu sonradan ortaya çıkan kartla ödemeler içinde vergi, sigorta, uçak bileti (iş yerinden sanal pos ile) vb gibi bildiğimiz e-ticaretten uzak kalan alanlar da yer alıyor. Şimdi bakın şu işe, ne olduysa geçtiğimiz yılın son kısmında “e-ticaret hacmi”nin adı “internetten kartla yapılan ödemeler” oldu. Yani bütün bir sektör ve bu sektöre uzaktan hayran hayran bakan girişimciler kandırılmıştı.

Acı olan: Gerçek e-ticaret hacminin ne kadar olduğunu hala bilmiyoruz! Ama yakın geçmişte “e-ticaret hacmi 20 milyar TL’ye yaklaştı”, “durun durun, 30,6 milyar TL oldu!” ve “e-ticarette rekor büyüme, yüzde 35!” vs diye konuşurken ve yazarken vücudunuzdaki her kasın gevşemesini hatırlıyorsunuz, değil mi? O zamanlar gerçeklerden bahsedilmedi, şimdi ise herkese gerçeğin o rakam olmadığı, aslında şu rakam olduğu anlatılıyor.

Artık herkes Türk e-ticaret hacminin 30 milyar TL olduğunu sanıyor. Sonra basın açıklaması ile değil de konferanslara çıkılıp “aslında 10 milyar TL” civarında (net rakam hala yok) olduğu söyleniyor. Sektörün bir kısmı ise 3-9 milyar TL arasında bir rakamdan bahsediyor. BCG ve Google’a göre ise rakam 4,4 milyar TL. Biri yalan söylüyor ya da bilgisi olmadan doğruları konuştuğunu iddia ediyor.


3. Kapanan e-ticaret siteleri

Kapanan E-ticaret Siteleri2011 yılı sonunda 2012 yılı için öngörülerde bulunan bütün fikir önderlerinin buluştuğu ortak nokta belli bir kategoriye odaklanan yani dikeyde yer alan e-ticaret sitelerinin büyük çıkış yapacağıydı. Gerçekten yaptılar o çıkışı. Kapandılar. Dikey, yatay, fırsat, özel…

2013 yılı için 2012 yılı sonunda yapılan öngörülerde ise istikrar, yükseliş, yatırım ve hizmet kalitesikelimeleri öne çıkıyordu. Yani kimse dikeyi ağzına almıyordu.

2012 yılı ortasında Rocket Internet girişimleri ve sonunda Pabbuc ile Kupongezgini, Ocak 2013′teDesignlocks, Şubat 2013′te Gurunzi, Mart 2013′te Gimora ve Memurfoni ayakta kalacak kadar satış yapamadıkları için (ve hatta bazıları yatırım almış olmasına rağmen) kapandılar! Bunlar sadece son zamanlardakiler. Geçmişte kapanan ve unutulan birçok e-ticaret şirketi var.

Bunlara ek olarak bazı altyapı sağlayıcıların büyük daralmalar yaşadığını ve maddi açıdan zor durumda olduğunu; adı birçok konferansta başarı hikayesi olarak konuşulagelen bazı e-ticaret sitelerininzarar etmekten bir türlü kurtulamadığını ve ama can suyu diyebileceğimiz yatırımlarla ayakta kaldığını duyuyoruz.

Bunlar hep bizim bildiklerimiz, sektörde adı bilinen e-ticaret şirketleri. Bir de bilinmeyen ve kapanırken dahi haber olamayanlar var. Peki neden kapanıyorlar? Neden kar edemiyorlar? E-ticarette her şey güllük gülistanlık ise neden herkes mutlu ve zengin değil? Demek ki e-ticaret sektörü sürekli büyümüyor? Peki suçun sadece işbilmez girişimcide olduğunu iddia etmek adil mi?

Bu arabanın benzin göstergesinin yanlış olduğunu, 10 bin bakımını yapma zamanının gelmediğini söyleyebilir misiniz?


4. Türk e-ticaret “egosistemi” ve içi boşaltılan “girişimcilik” kavramı

EgosistemBakmayın sürekli gürültü çıktığına, Türk e-ticaret sektörü ufacık bir gruptan oluşuyor aslında. “Sektör gelişiyor”, “sektör büyüyor” ve tabi bir de “sektörel fayda” diye diye birbirimizin sırtını okşuyoruz. Biri bir ses ettiğinde, diğer birkaçı da ona katılıyor, aslında berikine katılmayan öteki, sesini çıkarmıyor (ya da çıkaramıyor). Sonra ses edenin sesi daha da çok çıkıyor.

Bu arada ne oluyorsa kendine sektörde alan arayan yeni girişimcilere oluyor çünkü onlar da ne duyuyorlarsa onu biliyorlar. Ne araştırma yapacakları kaynakları var, ne gerçekten fayda peşinde koşan (birkaç istisna dışında) sektör büyükleri, ne de doğru düzgün istatistiki veriler. Arzu edilmeyecek bir döngü ve bir yandan da bütün bunlar doğal çünkü sektörde her şey çok yeni. Taşların yerine oturmasının zaman alıyor olması da doğal.

Öte yandan girişimciler de mükemmel değil. E-ticaret ve internetin parlak yüzüyle tanışan girişimci adayları girişkenlik ile girişimciliği birbirine karıştırabiliyor. Secretcv’nin 2012 sonunda yaptığıaraştırmaya göre çalışanların yüzde 85′i kendi işini kurmak istiyor ve bu grubun yüzde 22′si gözünü bilişim ve e-ticarete dikmiş durumda. Ancak ücretsiz düzenlenen ve esnafı internetten satış ile tanıştırmayı hedefleyen bir e-ticaret seminerine katılım –yukarıdaki görselde görüldüğü üzere– 7 kişi ilesınırlı kalabiliyor. SMB DigitalScape’in araştırmasına göre de Türkiye’deki KOBİ’ler dijital devrime (devrimlik nesi kaldı, orası da ayrı konu) hiçbir şekilde hazır değil.

Konferanslar, etkinlikler, işin parlak yüzü, her şeyin kolay gibi görünmesi, kimsenin işin ağır yükünden bahsetmemesi ve sürekli başarı hikayelerinin öne çıkarılması, doymak bilmeyen egolar, bilgi eksikliği, araştırmaya ihtiyaç duyulmaması ve girişimciliğin içi boş bir şekilde popüler olması… Belki de bütün bunları açıkça konuşabilmek için iflastan kurtulamayan birkaç e-ticaret şirketine ihtiyacımız vardı.


Bu satırlar sektörün büyümesi konusunda gelecekte ayağı yere daha sağlam basan yorum ve analizler yapılabilmesi, her şeyin her zaman iyi gitme zorunluluğu olmadığının ve bir ekosistemin kolayca oluşmadığının farkına varılması, verinin ve ölçümlemenin önemi ve sektörün rakamları ve tabi bir de girişimcileri önemsemesi (ve girişimcilerin de kendilerini geliştirmesi) gerekliliği üzerine yazıldı.

Yazıya yorumlarınız ile katkıda bulunmanız ve yazının öne sürdüğü noktalarda haklılık görüyorsanız bu yazıyı çevrenizle paylaşmanız halinde Türk e-ticaret sektörünün daha objektif ve gerçekçi olabilmesi için küçük ama önemli bir adım atmış olacaksınız.

Bonnyfood.com zor durumda! Son gelişmeler için okuyun!

Vipdukkan.com iflas etti! Son gelişmeler için okuyun!

Başarı kadar başarısızlıklar da yol göstericidir. Son döneme ışık tutacak aşağıdaki yazıları da tavsiye ederim:

https://lifeisalaughter.wordpress.com/2013/03/12/son-yillarda-basarisiz-olup-kapanan-turk-e-ticaret-sirketleri/

https://lifeisalaughter.wordpress.com/2013/04/04/yeni-bir-e-ticaret-sirketi-neden-1-milyon-sermaye-asagisina-kurulamaz/

https://lifeisalaughter.wordpress.com/2013/03/12/bir-e-ticaret-sirketi-neden-iflas-eder/

https://lifeisalaughter.wordpress.com/2013/04/04/turkiye-e-ticaret-analizi/

“Internet dünyası” hakkında daha birçok şey burada!

KAYNAK: eticaretmag.com

Reklamlar